Görüyor musun bu elleri? Bunlar ölçtü
yeryüzünü, ayırdı
mineralleri ve mısır türlerini,
barıştı ve savaştı,
yendi uzaklıkları
bütün denizlerde ve ırmaklarda,
Uyuyan çocuk hatırına benim içimde taşıdığım gizem-dolu dehlizim. Ve bütün yüreğim dua dolu, taşıyorum gizemi içimde çünkü.
Sevgiyle hafiflemiş sesim yumuşacık, çünkü uyandırmaktan korkuyorum O'nu.
Gözlerimle arıyorum şimdi yabancı yüzlerin içlerindeki acıyı, çünkü başkaları görecek solgun yanaklarımı ve anlayacak nedenini.
Alacakaranlık! Ve siyah
Ve ağır ruhumu
Hüzün törenlerine çağıran
Rüzgârın nefesini dağıtır bellek.
Sessizlikle uzlaşmış dünya
Uçsuz bucaksız bir denizdir.
Küçük kedi ayaklarla
gelir sis.
Sessiz kalçalarla
oturur bakar
Her zaman bizimledir sıska insanlar,
Gri insanlar gibi yetersiz ebattalar
Sinema perdesi üstünde. Deriz ki
Gerçek değiller:
sisle dolu
bütün gece o bitkibahçesi - bir park gibi
ve arkasında onun
çitin arkasındaki sis-ormanında
gugukkuşunun sesi
hâlâ-dinelen bir dinmemişlik gibi
Tepeler iniyor beyazlığın içine.
İnsanlar ya da yıldızlar bakıyor bana
Üzgünce, uğratıyorum onları sukutuhayale.
Tren bırakıyor bir nefes çizgisini.
Ey yavaş
Günün geç saatinde Avrupa'nın içine daldığınızda
yüksek şapkanızla birden çok baharla
süslenmiş bahçede fıskıyenin mermeri
yanında düşerken eski altından yapraklar
İmparatorluğun üstüne
kapıda çiziktirilir bir biçimin hatları
Küçük olduğunu bildiği gibi
biliyor sivrisinek yabanıl bir hayvan olduğunu.
Ama işin aslı doldurur yalnızca midesini tıka basa,
kanımı bankaya koyamaz.
[Pansies, 1929]
Tını
Ve ardıçkuşu şakımasıyla aldırmadı ölülerin kemiklerine.
Bir ağacın altında ayaktaydık ve hissettik zamanın battığını ve battığını.
Mezarlık ve okul avlusu karşı karşıya geldi ve iç içe geçip genişlediler
denizdeki iki akıntı misali.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla