I
Doldurulmuştur almanak, belirsizdir gelecek.
Yurtsuz bir halk şarkısı mırıldanır kablo.
Kurşun gibi kımıltısız denize kar düşüşü. Dövüşür
gölgeler rıhtımda.
Orada, o üç galibarda
Mendireğin dalgayı karşıladığı
Ve boz denizi yuttuğu yerin
Solunda, ve dalganın yumruğunu
Çözdüğü koyu kahverengi
27 yaşındayken, o şeyin evine gelen mektupları
O şeyin annesel ebeveyni
Ve o şeyin bürosuna gelen mektupları
O şeyin karşıt cinsteki ebeveyni açmaktadır hâlâ.
O şey bir subaydır,
ve bir centilmen,
Terk edilmiş dünya kuytulukları! Yangın parıltısı
ve hiddetli dikenlerin elektrik mavi
tabaka oluşturduğu kızgın çizgi.
Taş, bakır iğnelerle
dövülmüş durmuş, somut sessizlikten
anayollar, taşın tuzuna
Söyle bana, işitmiyor musun acaba
zamanın kasvetli iniltisinin yankılandığını
kendi uysal yarıküresinde?
Hissetmiyor musun azar azar,
titreyen ve açgözlü zahmetinde,
Şöhretli denizlerde yolculuk ettim,
bütün adaların düğün çelenkleri üstünde,
ben kağıdın en büyük denizcisiyim
ve gittim, gittim, gittim
ta en kıyıdaki köpüğe dek,
ne ki senin yoğun, denizcil sevdan
Yaz günü uzanmışken Tiber kıyısında işittim balıkların şarkısını:
“Aşağıda çalmazlar cehennem çanlarını Pazar sabahları,
kemikler de uyanıp yürümez kesime giden koyunlar misali.
Aşağıda yüzeriz hoş günahlarımızda kutsal sudaymışız gibi.
Ah, öyle bir cennettir ki dünyada, oynaşıp eğlenmek
Kutsal Piskoposluk fıskiyesinde, ah bak şu kutsal fıskiyeye!
Geçmişte bir yerde boş bir oda var
Ve orada, dikenli bir yatakta
Yatıyor asla doğmamış olan,
Olmam gereken biri.
Bütün bunların usandırdığı ben
Hiçbir şey heba olmadı. Tek kelime bile.
Ağının tek tükürüğü bile.
Sırttaki bıçak bile, yaradaki tuz bile,
İhtirasın tek yarası bile.
Durur burada, yüreğimde
Orada, döneriz taşa
şelale yanında
çocuk dansları daima
döneriz taşa orada
tamamlanmamış cümlelerin ardında.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla