Aşk bir ırmak insanın yüreğinden çağlayan,
Aşk bir derya kalplerde ne gözyaşı ne hicran…
Aşk yemyeşil bir vaha kızıl kum çöllerinde,
Aşk dumanlı dağlarda bağrı yanık bir volkan.
Gün olur coşar sular, kopar seller, fırtına…
Gün olur çöker dağlar, puslu gökler sırtına.
Bu berrak, ışıltılı, bu engin, mavi deniz…
Ne dalgalara gebe bir yakından bilseniz.
Sanma bağ bahçelere her sabah yağan kardır.
Sanma çiy taneleri donmuş birer buhardır.
Kim bilir hangi puslu, serin geceden kalmış;
Hangi mahzun kalplerden dökülmüş damlalardır.
Bir hazan mevsimidir yüreklerde sonbahar,
Savrulan yaprakları, sarsılan dallarıyla…
Yağmurları gözyaşı, rüzgârı hasret kokar,
Sararır bağ bahçeler rengârenk gülleriyle.
Değişir her tarafta ışıltısı baharın,
Yükün ağır olsa da, tahammül edip taşı;
Öyle sabır göster ki, çatlasın sabır taşı.
Nisan 2005
Gelmişti makama arz-ı hâl için,
‘Bey’ dedi kasıldı, dikti başını.
Bir çalım, bir tafra attı o biçim,
‘Hey’ dedi kasıldı, dikti başını.
Kapıdan bir hava, girdi içeri,
Yürü dağ taş demeden kayalarda iz kalsın,
Yürü sessiz sedasız izler sahipsiz kalsın.
Yürü kar kış demeden, yürü bu hengâmeden,
Kalpler sükûn içinde bırak tertemiz kalsın.
Aşk ateşle yıkayan, kalpleri buzla saran;
Aşktır ruhu titreten, aklı baştan çıkaran.
Aşk gaflet bulutunu dağıtan kutlu rüzgâr,
Aşk gönül bahçesinde açan rengârenk bahar.
Geçmiş yıllar deyip geçme,
Geçmişte bir hayat vardı.
Bir dünya vardı âlemde,
Yedi kat gökler sığardı.
Hayat şartları sınırlı,
Doğduk, büyüdük, öldük... Yaşamış olduk güya,
Sonsuzluk gecesinde, hayat bir anlık rüya.
Nisan 2000




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!