Ey parlak zirvelerin zevkini tatmış dağlar,
Ey yeryüzünü baştan başa kuşatmış dağlar.
Ey yalçın yamaçlarla etrafını donatmış,
Ey gururlu göğsünü göğe uzatmış dağlar.
Sözler teskin etmiyor, izler solmuş ufukta;
Harfler darmadağınık, kelimeler boşlukta...
Düşmüyor kıtaların gölgesi gönüllere,
Vurmuyor parıltısı ilhamların şafakta.
Bir gün bu ömür tası hayat suyuyla dolar,
Biter hamam sefası, soğur bu sıcak sular.
Ağardıkça gökyüzü çekilir yıkananlar,
Çekilir karanlığın büyüsüne kananlar.
Bir sada, gök kubbede gönülleri coşturan,
Bir sada, kâinata ilahi mührü vuran.
O bir biat, beş vakit halktan Hakk’a yükselen,
O bir müjde, kalplere gayp âleminden gelen.
Karanlık bulutları dağıtan kutlu rüzgâr,
Odur masmavi gökte açan rengârenk bahar.
Öteler ötesinden ufka bakıştır ölüm.
Rahmet deryalarına doğru akıştır ölüm.
Dünyevi kayıtlardan kayıtlı bir kurtuluş,
Âdiyat âleminden arşa çıkıştır ölüm.
Asırlardır vatanın bağrından akar Çoruh.
Sığmaz dar vadilere etrafı yıkar Çoruh.
Onu ne yüksek dağlar ne gür kaynaklar besler,
Onu bu kutlu yola engin denizler sesler.
Asırların bağrında yoğrulmuş bu memleket,
İhtişamlı maziyle hepimiz bir milletiz.
Birlik beraberliktir davamız ezel ebet,
Gökte ay yıldızıyla hepimiz bir milletiz.
Kimse parçalayamaz, kimse bölemez bizi,
Hayat, bir çürük meyve; iki yaprak arası,
Bir ağacın dibinde dinlenmek macerası…
Hayat, doğum ve ölüm; iki tahta arası,
Beşikten teneşire uzanmak macerası…
Ey damla ırmaklardan ayrı düşme çöllere,
Katıl coşkun sulara, düşme küçük göllere.
Buharlaş çık göklere yağmur ol yağ yeniden,
Sen ki deryadan geldin uzak kalma denizden.
Geceler bu geceler,
Esrarlı bilmeceler.
Dehlizlerden karanlık,
Yıldızlardan yüceler,
Geceler bu geceler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!