içinde duygularımı barındıran
aşkları
sokaklarda unuttum
bolca sukut bıraktım zamanlarına
bu kentte kayıp
hayallerim
biliyor musun
tahayyüllü bile ne kadar zordur
ayrılığın
yangınları
sakin ve sessiz geçti son yıllarım
anladım ki ilk yolculuk
kendi dahilinde olmalı
yakın gözüken menziller
ne kadar uzakmış meğer
nice yürüyüşler bitti
fi tarihinden miras bir hastane
epey zamandır inme inmiş gibi kıpırtısız
ne kadar da olanaksız görünüyor
olabildiğince virane
soğuk bir sonbahar göğü çizdim
her şeyi bildiğimi zannettiğim zamanları
bir zamanlar yırtıp yaktığım resimlerden
zihnimi arıttım aşk sırlarından
kalbimi boşalttım sevgilerden
yeniden doldurdum
elisa
dağ yamaçlarıma tatlı ürpertiler bıraktın
içten içe tutuşan
uzak şafakların közüne serpilen gecesin sen
mehtapta tenimi okşayan rüzgar
acılar değiyor körpelere,
dokunuyor, acıtıyor
sitemkar yaban soğuğunun nefesi
coğrafyalar dolaşıyor
doğu batı kuzey güney
hiç kullanılmamış biçimde
içim sımsıcak
içim kıpır kıpır
içim lale tarlası
içim faslı gül…
sobamızın kül attığı günlerde
buğusuna vurulmuştuk istanbulun
öfkemizin şimşeklere dönüştüğü günlerde
İstanbul sokaklarında üşüyen
çocuklar gibiydik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!