bir çiçeği kaybettiğini sanırsın bazen.
oysa kaybolan çiçek değildir,
ona uzanmayan elindir.
bir akşamüstü,
pencerenin önünde unutulmuş bir saksı gibi
sessizce çekilir hayatından.
ne bir kapı çarpar ardında,
ne de bir fırtına kopar.
en büyük gürültüler,
duyulmayan vedalardır çünkü.
sen mevsimleri suçlarken,
o, susuz bırakılmış bir yasemen gibi
gün gün eksildi içinde.
bir yaprağı düştü umudunun,
bir yaprağı daha.
sen bunu sonbahar sandın.
oysa bazı sonbaharlar takvimde değil,
insanın kalbinde yaşanır.
bir istasyon saati vardı aranızda
sen hep geç kaldın.
söylenecek sözlere,
tutulacak ellere,
sarılacak yalnızlıklara.
ve zaman,
kimseyi beklemeyen bir tren gibi alıp götürdü
onu senden.
peronda kalan sen oldun.
giden değil.
sonra bir gün.
kalabalığın içinden geçerken onu gördün.
yüzünde, senin yıllardır görmediğin bir bahar.
gözlerinde,
bir zamanlar söndürdüğün ışığın
yeniden yandığını gördün.
şaşırdın.
çünkü sen,
kuruduğunu sandığın bir ağacın meyve verdiğine tanık oluyordun.
oysa mucize değildi bu.
birisi, çiçeğin konuştuğu dili öğrenmişti.
kuruyan toprağına su olmuş,
kırılan dallarına sabır.
senin sustuğun yerde dinlemiş,
görmediğin yerde görmüştü onu.
bazı insanlar sevmez sadece.
yaşatır.
işte canını yakan da buydu.
onun mutlu olması değil.
senin, onu mutlu edebilecek fırsatı ellerinden düşürmüş olman.
çünkü insan,
kaybettiğine değil,
değerini geç anladığı şeye yanar.
şimdi eski saksının başındasın.
parmaklarının arasında kurumuş birkaç yaprak.
bir zamanlar sıradan gelen şeylerin aslında
ne kadar kıymetli olduğunu öğreten birkaç hatıra.
rüzgar esiyor.
ve sana yıllardır duymadığın bir gerçeği fısıldıyor.
çiçekler bir günde solmaz.
tıpkı sevgilerin bir günde bitmediği gibi.
artık biliyorsun.
bir çiçek başkasına açtıysa,
bu onun suçu değildir.
güneşe dönmek,
çiçeğin yaratılışında vardır.
suya yürümek, kökün kaderidir.
sevilmek isteyen bir kalbin yeniden çarpması
kadar doğal ne olabilir?
ve hayat,
en ağır derslerini en sessiz öğretmenlerden alır.
bir çiçekten mesela.
sana hiçbir şey söylemeden
her şeyi anlatan bir çiçekten.
çünkü bazı pişmanlıkların adı yoktur.
ama yüzü vardır.
bir gün ansızın karşına çıkar,
başkasının bahçesinde açmış
bir gülümseme olarak.
o vakit başını eğip baharı suçlamayacaksın.
rüzgara kızmayacaksın.
çiçeğe darılmayacaksın.
sadece anlayacaksın
bir insanı, gittiği gün kaybetmezsin.
onu, kendini değersiz hissettirdiğin gün kaybedersin.
ve bir gün, uzaklardan gelen bir çiçek kokusu gibi
şu cümle düşecek içine
ben başkasına açtığım için değil,
sen beni görmediğin için bittik.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 7.06.2026 23:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!