Bir şifanın nüshası değildir sana yazdıklarım,
Sen ki,
Ecele korku sürüp gidenlerdensin.
Göğe ellerini açan,
Dalgaları deryadan ayırmayan
Yüreğindir inandığım.
Karanlık susturmaz içimizdeki
kırgınlığı,
Şemsleri handelerle kılarız ömürsüz ve parlak.
Sızımla sızlanan kardeşim,
Bırakalım tohumlarını imanın, Yaradan'a inanarak.
Islatalım saçlarımızı,
Katre katre dökülen vicdan terleriyle.
Sinsin üzerimize ağır kokusu insaniyetin,
Anlatalım ümidi arayan avazınla hemrahlara;
Nasıl çıkardık bağrımızdan,
Rüzigârın o kahpe fişeklerini.
Sana hayattan'da bahsedecekler,
Kahkahalarıyla düze çıkmış adamlar.
Ayaklarının yaptığı işi,
"Ellerimizle meşhur." diyecekler.
Sen sersar değilsin;
Susmayı haykır dillerine!
Hem de çıdamlı, giryan
her halden ağlamaklı
Dedirtecekler,
Sana vaat edilen perişanlığa.
Kesmeyeceksin nefesini
Bu bitkin ölüler kentinde.
"İyi olan, iyilerden bilirdik." diye
Yazmayacak mezar taşında elbet.
Düğmesini iliklemeyi bilmeyen,
Fukaralar gibi gömülmeye meyl'et.
Ölümün heyecanı olmasın.
Bu düşürdüklerin...
Gözlerinle süz;
Hani,
Sana göz dikmemiş adamlara baktığın gibi...
Kabuslarına karışsın serkeş damarların,
Devir kanını emekle akıt;
Kör bıçakla kestiğin o çarkın.
Duy sesimi!
Artık karaborsadadır gülüşün kardeşim,
Ağlamayı ihmal etme...
Mehmet Emin Gülicem'den, Ali Buluğtekine.
Mehmet Emin GülicemKayıt Tarihi : 30.04.2026 02:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!