Göklerde bulutlar ağlamakta, dalgalanmadığında al bayrağım.
Sular seller gibi göz yaşı dökmekte, gökyüzü bitap bir halde.
Vatansa mevzu, hüzne dalar yer gök, toprağında vardır şahadet.
Ve atalarımızdan gördük, esir olursa vatan, nefes almak bile haram.
Hiçbir şeyli zamanlara düşmüşlüğüm ile kalmışken bir başıma.
Avare ve aylak başıboş, dolaşmalara başlıyorum, cebimde tükenmişliğim.
Acıtasyon şiirlerimde yanım da, arada çıkarıp bağıra, bağıra okuduğum.
Aklıma düşüyorsun, suretin gözlerimin önüne geliyor, ahlara düşüyorum.
Kalıntı mutluluklara heveslenmelerim başlıyor, sevinmenin tam başındayken.
Yalancı muhabbetlere kanıyorum, salkım saçak boşluklarda avunuyorum.
İstanbul’du gözlerin, mağrur ve derin.
Ve İstanbul gibi bakardı. Gözlerin
Dökülürdü, sular seller gibi yerlere.
Yeşerir idi, tohumları sevginin.
Bir tutku olurdun sen.
Senli kurgulara dalardım.
Duydum ki bu şair, senin sevdiğin kadar sevmiyor diyorlarmış.
Eylediysen, ahı vah ile cürmüne cefa.
Süremezsin aşkın meşkin de, muhabbet ile sefa.
Fitneyi hacete, ahkâm edip, eylemeyesin nazar.
İçine nifaklar çöreklenir, yer bitirir, sömürür azar azar.
Gönül cürmünde, bir tek sevmeye olmuş ise şaddan.
Eskiden, namı değer abilerimiz vardı bizim.
Hepsi şahsına münhasır, adı namından mütevelli.
Öyle ucuz, muhabbetlerin adamı olmazlardı onlar.
Saygıyı başına taç ederdi, üstelik bir o kadar yardım severdi.
Eskiden, namı değer abilerimiz vardı bizim.
Bir çay yaprağının yeşili kadar güzeldi nefize
Karadenizin akça pakça güzel nur yüzlü güzeli
Gözleri çay yeşili, ay parçası bembeyazdı yüzü
Alnına yazılan yazıya, bahtına düşen kadere razı
O çay yeşili gözleri, her daim şefkatten parlardı
Biraz mahcup, biraz mülayim olurdu, diğer öbür tarafı
Bir gonca gül iken, baki kalacak sandı cürmüm.
Anlaşılmaz yele verdim, hazana göçtü ömrüm.
Canı cihana eyleyecektim, yolumu nizam,
Tamah halden vaz geçmedi, bir nara yandı gönlüm.
Sandım ki hep, avare başımda, kavak yelleri esecek.
Yine akşam oldu, bir başınayım yalnızlığım ile ben.
Mehtap küsmüş geceye, yanım da olmadığın için sen.
Bak şimdi, yine yokluğuna çalacak en hüzzam şarkılar.
Depreşecek maziye dair senin ile yaşanan tüm anılar.
Sen, hüzne dair bütün şarkılarda söyleneceksin.
Hicazdan çalınca keman, nağmelerinde hep sen diyecektir.
Çıldıracak gökler cinnetlere düşerken ağlamalar
Dökecek yağmurlu gözyaşlarını çakacak şimşekler
Mehtap geceye gizlenirken, yıldızlar sönük yalnızdır bulutlar
Küsmüş olacak gece, ayaza dönerken an soğuyacak zaman
Yüzümüzü sever gibi esmeyecek, meltem kıvamında rüzgâr
Deniz tembel, ne bir dalga sesi, ne bir yakamozdan eser




-
Kardelen Tuba
Tüm Yorumlarselamlar.şiirleriniz harika.ben kitapçı kız! ...