Benliğim pusuya düşmüş, kalpten öteye kaçak
Zifiri Gecelere devriye çıkmış, ağlamalarım
Bembeyaz sayfalara dökülmekte, firari şiirlerim
Seni anlatmaya kalkıyorum, gecenin yalnızlığında…
Ben firarda, Kalem firarda, köhne zulalar da kelimeler.
İspiyonlara düşüyoruz ve arama çıkartılıyor gece karanlığında.
Şiir yüzlüm, masumum, mateme dalmasın gözlerin.
Sana, onca yazdığım şiirlerimde, hüzün yok tertemiz.
Hazanı kendime ayırdım, ben sana hiç ama hiç kıyamadım.
Mutluluğu ak sayfalara işledim, nakış gibi senden yana.
Hiç merak etme gülüm, uykusuz gecelerimi helal ettim sana.
Kelimeler cümlelerimle sarmaş dolaşken, mevzu hep sen.
Ey cumhuriyeti bize bahşeden, sarışın mavi gözlü adam.
O malum zamandan sonra, senin gibi renkli olmadı zaman.
Ya hüsran yaşadık, Ya kardeş kavgalarına düştük, arkandan.
Sevgiler eski oldu, biz bize düştük, düşman olduk be atam.
Ey Anafartalar’ın, sakaryanın kartalı, sarışın mavi gözlü adam.
Sona yaklaşmakta an, tükenmekte on iki ay denilen zaman
Ve selası okunmaya yakın, bitmekte gitmeye hazırlanan zaman
Aylar üzgün, günler hüzne dalmış, saatler feryat figan
Sona yaklaşmaktadır yıl, hüznün son ahu deminde an
Bitmenin kasveti çökmekte ve o koca senenin üzerine
Şen şakrak eğlenceli olmadı, olmadı gidişler hiçbir zaman
Sevgiler değer yitirip pazara düştüğün de
Hüsranlar rağbet gördü ucuzdu sevgiler
İmkânlar türedi sorgulanmadı nedenler
İhaleye çıktığından beri acılar ve kederler
Talepler ısmarlama oldu taşerondu sevgiler
Hangi akşamlardı söz vermelerin
Hani ey karanlıklar öksüz bırakmıyacaktınız
Yalnız kalmayacaktım üstelik çaresiz
Nerde o üstümü örtecek yıldızlar nerde
Akşam yalnızlığındayım üstelik
Bütün kavgalarımdan sığınmışken size
Tecelli hak bulup, akıbet geldiğinde başa
İster sultan gibi, istersen krallar gibi yaşa
Gücün kuvvetin ile olsan da hükmeden paşa
Bir batıl hala düştün, surete bir üfürük yeter
Dön bir bak ardına ne saltanatlar göçtü
Seni sevmeyi nasıl anlatsam, lisanım yetemez
Dilim anlatmakta aciz kalmış, kelime de seçemez
Cefanı taç ederim başıma, gönlüm vazgeçemez
Tarifi yok mümkün değil, hiçbir ölçü biçemez
Dünya ahvalini bahşedip eyledin, bize kar diye
Kan revan ızdıraplarımın, arifesindeyim bu gece
Karanlıklara emanet ettiğim, tüm sırlarımı getirin
Deşifre edeceğim, içimde ki en ağlak yerlerini
Yıktım köprüleri, yaktım aşkı, küllerinden doğsun diye
Suskun gecelerim de ay şahit, döktüğüm onca yaşlara
Bak Ali Asaf, insanı iki şey yıkar bitirir.
Biri, dost bildiklerimizin vefasızlığı,
Bir de, sevdiklerimizin gidip te geri dönmeyişi.
Yüzüne gülüp te, arkandan kuyu kazanlar olur.
Sen, sen ol Ali Asaf, ayakta dimdik dur.
Bilesin ki, her gülüş, masum muhabbet olmayabilir.




-
Kardelen Tuba
Tüm Yorumlarselamlar.şiirleriniz harika.ben kitapçı kız! ...