Bir tünel düşün!
Kıvrım kıvrım,
Uzun, ince, dar.
Bir adam düşün!
Ekmek parası için,
Şimdi o makberi,
Kim çağıracak?
Kim okuyacak selayı?
Sevgiliden başka.
Ölümle kim kıyacak?
Saçlarını rüzgara bıraktığında,
Sana bir serinlik gelirdi ya,
İşte o bendim manolyam...
Gözlerin yıldızlara bakarken,
Kayan bir yıldız görürdün ya,
Radyomda bir şiir,
Kısık ocağımda aş.
Biraz beklesem,
Dibim tutacak.
Mutfaktaki bu koku,
Burnuma vuracak.
Kuşlar neden korkmaz?
Gün kısaltan gölgeler,
Üzerlerine vururken,
Sessiz korkularından!
Bekleyen korkuluklar,
Seninle benimkisi bir körebe oyunuydu,
Ben her zaman bu oyunda saklanandım.
Ben bu oyunu senden öğrendim birtanem.
Ben sana yakalanmış bir körebeydim.
Bu oyunun bir körü vardı o da bendim,
nsanlar çok kötüymüş anne,
Bana sen öğle dememiştin!
Onlar seni çok sevecekler,
Sende onları sev demiştin anne.
İnsanlar çok kötüymüş anne,
Kuşlar, sizler duydunuz,
Kanat çırparak uçtunuz.
Bizler haberini beklerken,
Sizler o sese vuruldunuz.
Kuşlar, size gökler mavi,
Kumdan kalelerle çevrili ömrüm,
İnce kum taneleriyle örülmüştü.
Parçalarımı birarada tutan da,
Yavaş yavaş eriten de suyundu.
Suyunla eriyen ömrümün tesellisi,
Ademim aklı fikri yalanla dolanda,
Zeytinyağı gibi, hep üste çıkacak.
Bilmez ki, doğrusu, yalan olacak,
Çıkarttığı yangın kendisini saracak.
İş bilen ademin ağzında bir sakız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!