Elinde bal ilen şerbet,
Hazır cevaptır elbet!
Veren, mülkünün sahibi,
Sanırsın ki o ilk sahibi.
Fakir, fukara var dersen,
Gidip de dönülmeyen o yeri,
Yahya Kemal Beyatlıya sor.
Henüz ölmemiş Cahit Sıtkı'ya.
Otuz beş yaşına varmadan sor.
Üstad aldatmış aldanmamış,
Hayatın yükü omuzlarındayken,
Umut ekebiliyorsa gönüllere,
Nice dertleri taşıyabiliyorsa,
Bir kadının eli,
Sırf bu yüzden öpülmez mi?
Bir ses beni çağırır,
Kulaklarımı çınlatır.
Bırakıp da gel der,
O sese, gidemem.
Kulaklarımı kapatır,
Dillerde bir mutluluk şarkısı,
Sen salıncaklarda sallanan,
Ben seni hızlı hızlı sallayan,
Geldin derken geri dönüşler,
Her sallanışta bir mutluluk,
İçimize çektiğimiz havayı
Seven canı sevilen cananı
Uğruna can verilen vatanı
Güneşi Ayı ve Yıldızları
Ruhlarımıza dikilen elbiseleri
Ya- HAK herşeyi sana boçluyuz.
Ben ne şairim,
Ne de bir deli.
Aşktan sarhoş,
Zincire vurulmuş,
Bir köleyim.
Hala yaşıyorsam,
Bana alnımdaki derin çukurları sorma,
Susuz yaz gecelerimin serabı sensin.
Yüzün solgunmuş çökmüşsün deme,
Çöl görmüş vahalarımın sebebi sensin.
Avuçlarım, ellerinde bu çizgiler de ne deme,
Şehr-i İstanbulun,
Dar sokaklarında,
Yemek kokularını,
Birbirine karıştıran,
Balkonlarda iplere,
Dizilen çamaşırları,
Gönül harlarına sebeb olanım yar,
Serin ak, senden nasibimi alayım.
Benim hallerimden anlayanım yar,
Sev beni, ben de seni anlayayım.
Onunmaz hallerde bırakanım yar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!