Hak, adâlet ve özgürlük zincirlerle bağlı,
Zincirlerindense; kan, zulüm ve akar gözyaşı.
Bu zulüm ve işkence karşısında hak düşmanları,
Ayak ayaküstüne atmış, keyif çatar bakışları.
06.05.2008
Mehtaplı gecenin serin ve yıldızlı havası,
Kol ve guruplar halinde gezen, bilinçsizler ordusu,
Alkolleşmiş kuru ağaçlar; dikilmiş asfalt ortasına,
Güzelim yeşiller arasında serilen eğlencelikler,
İçki şişesinin akıttığı gözü yaşlı sular;
Ağlatmış yeşilim çimenleri, gecenin köründe.
Rüzgâr efil efil esiyor,
Yüce dağ başına kurmuşum çadırı,
Kevenler etrafıma örülmüş,
Etten duvar olmuş…
Otlar, rüzgâra el sallıyor,
Ardıçlar, çamlarla barışık.
Rüzgârla yarışıp esen,
Soğukların can damarı olan,
Yağ yağ, diz boyunca,
Arı gibi oğul ver,
Caddelerden sokaklara.
Yolları kes tümseklerde,
Yeşeren ota, kişneyen ata,
Süt veren ineğe, beyaz yoğurda,
Küplere dolmuş pekmeze,
Şükretmek, gerekmez mi?
Vızıldayan arıya, tatlı balına,
Deprem, deprem, deprem!
Bu gece mi olacak acaba?
Uyumasam, bulutlara mı uçsam acaba?
Ayaklarım çakılmasa yere,
Nasıl da uçarımdım göklere…
O, beni gökyüzünde de bekliyor,
Nereye gitsem, karşıma bir tabu çıkıyor,
İnsanların düşünce dünyalarını bir bir yıkıyor,
Menfaat için en sevdiğini bile harcıyor,
Nice masumları, bir hiç uğruna yakıyor.
Bütün dünya güzellikleri unutulmuş,
Nice medeniyetler kuruldu üzerinde;
Kurdağılı, Isaklı, Kalederesi, Çekerek,
Cemaloğlu, Hamzalı, Kavakalanı,
Kâhyalı, Sarıkaya, Çakır, İkizce,
Özürören, Sarıköy, Kamışçık,
Kazankaya, Çandır, Bazalambaç,
Sarı, kırmızı, beyaz,
Mor, pembe, turuncu…
Değişik ağaç ve bitkilerin,
Rengârenk çiçekleri…
Siz, önce kalbimde açıyorsunuz.
Sizinle meyveler oluşuyor, tatlı tatlı…
Adını duyunca ürken olur,
Seni, en çok kutuplardan tanırız.
Kutupların meşhuru sensin,
Bir de boz ayı.
Sen, dünyanın dengesini taşırsın,
Yüce Allah’ın takdirisin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!