Yürekler bulgur bulgur elenir sevdan ile.
Hisarlarında heybet ne söylense nafile.
Erguvanlar şehrisin renklerde gelen dile.
Harflerin cümbüşünde senin adın İstanbul.
Çarkçılı'da Alakoyak Bozkoyak.
Köy bozuldu şehirlide çok ayak.
Sular kirli yıkanmıyor el ayak.
Ahir zaman demleri mi bu demler.
Kargıpınar kargıları yok oldu.
Gökyüzü yarılırken yıldızlarda som ayaz.
Tesir etmez ecele sitem veyahut da naz.
Kefen bezi incedir istemez ki ince saz.
Ben, bir daracık pencereden,
Bulutları gözlerken.
Turnalar geçiyor gökyüzünden, yüreğimden sen.
Sonra, ellerin iniyor sularıma turnaların gözlerinden…
Aklıma bir zamanlar demlediğin çay düşüyor.
Üşüyor ellerim, hasretin nefesiden.
Papatyaların gözleri sarı.
Beyaz beyaz güler yanakları.
Sevmez papatyalar ayrılıkları.
Ayırmayın vatanından çocukları.
Okşar annelerin papatya bakışları,
Parmakları üşüyordu karıncanın.
Yüreği pıt pıtdı heyecandan.
Ama öylesine emindi ki çıktığı yoldan.
Halil’de tevekkül, karıncada gayret.
Hayret ve gaflet imansızlığa şaşarken.
Nemrut zaman geçtikçe biraz daha batıyordu.
Çay denilen güzeli,
Süzülürken demlikten,
Bir kat daha sevmişken;
Bir Akdeniz şehrinde,
Düşümde düş gördüm ben.
Başlar iftar saatinde saltanatı.
Huzur süvarisi salıverir kula atı.
İçerken içimizden hüznü alıverir.
Katresi güzelleştirir hayatı.
Sükunet,zarafet birleşir usaresinde.
Oruç dudaktaki hasret.
Çay hasretin nemli gülü.
Mor bakışlı akşam üstü.
Hatıra yine çay düştü.
Uhreviyet, maneviyyet.
İçimde bir buğu yükselir dem dem.
Bir kuğu hasreti tütüyor didem.
Onun tebessümü derdime merhem.
Bir gün çıkıp gelse yaramı sarsa.
Dilimde;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!