Yükselmişsin mavi göklere
Bulutlarla yarışırcasına
Uzatmışsın dallarını uzağa
Gelip geçeni kucaklarcasına.
Koca ıhlamur ağacı
Akşam olup da
Akşam olup gizlenince güneş dağlar ardına
Bir yumruk düğümlenir bağrıma, hasret adında.
Tel tel sökülürken kalbim sızım sızım sızlar da
Kahır çöker sineme, ağı hançer gazabıyla...
Batma güneş, beni yalnız bırakma bir başıma
Şu yüce dağların, çıksam başına
Deli bağrım gersem serin rüzgara.
Sevdalık yanık bir türkü tutturup
Gönüller titretsem aşkın harında...
Bulut kanadından tutsam canımla
Damla damla düşüp kabına sığmaz sel olup aktım.
Dağlardan engin ovalara bereketler taşırcasına
Senin yüreğine sevdalar yükledim ama
Artık vazgeçtim.
Sessizce denize karışan nehire döndüm
Çünkü; yoruldum…
Yalnızlığı sorarsanız bana
Gökteki yıldızları gösteremem size.
Çünkü;
Onların üstündedir herkesin gözü.
Can kırıklığı derseniz eğer,
İzbe bir köşede tek başına
Aşk ateşi düştü gönül dağıma
Sen kıvılcım attın yanan ben oldum.
Tatlı baharlarda solunca gonca
Sevda yollarında şaşan ben oldum...
Baharı kutsayan mutlu damlaydım
Tut ki
Mevsimleri sayıyorum,
Topu topuna dört eder.
Bilemedin
Ayları sıralıyorum,
Hepsi hepsi on iki, de
Sevgiye koşan yollar, sürgüne mi çıkar her zaman
Nefessiz atılan adımlar da yalnızlığa?
Sürgün yiyen gönüller bilir ancak
O yolculukta yaşanan zorluğu.
Zahmete katlanılan yollar boyunca
İddiasız bir sesle
Senin şarkını söylüyorum,
Şehrin en karanlık sahnesinde.
Saçlarının savurduğu rüzgarla
Sokaklarda uçuşan yapraklar arasında,
Bir yaz damlası düştü
Koyu turkuaz.
Mavi nem bıraktı yürekte
Buhar olup uçtu, özlem dileklerinde...
Kırık kanatlı bir kuş düştü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!