Yağmur toprakla döğüştü
Deniz dağlarla vuruştu
Alev rüzgârla boğuştu
Ve aşk, ateş ile doğdu...
Bir elmayla sürgün yedi
Damarları çatlatacak kan renginde
Güller açılır benim sevgi bahçemde.
Masumları ağlatan zalimleri boğacak kadar
Alnımda terim var, taşkın seller ağırlığında...
Deli poyrazlarda yorulmazcasına
Duygusuz her adım aşkı bitirir
Dağları devirsen de nafiledir
Şarkısı olmayan sevda gariptir
Köz yüklü şarkısın sen yüreğimde...
Canıma can katıp koşsam uğruna
Yükselmişsin mavi göklere
Bulutlarla yarışırcasına
Uzatmışsın dallarını uzağa
Gelip geçeni kucaklarcasına.
Koca ıhlamur ağacı
Akşam olup da
Şu yüce dağların, çıksam başına
Deli bağrım gersem serin rüzgara.
Sevdalık yanık bir türkü tutturup
Gönüller titretsem aşkın harında...
Bulut kanadından tutsam canımla
Artık esme be hüzün rüzgarı,
Böyle deli deli başımda
Yetmedi mi daha?
Zaten kırıktı dallarım,
Kavruldu umut tomurcuklarım,
Henüz başlarındayken baharın
Sarı bir eylül seherinde
Gözlerimin vahasından
Bir kervan kalktı, yürüdü.
Sevda taşıyordu, ağırdı yükü
Yüreği yanık gönül dostlarına...
"Umut" derken
"Unut"a döndü sözcükler
Eğilip bükülürken
Şu kemiksiz diller...
Her nasılsa
Ellerini ve dizlerini toprağa dayayıp
Dallarını bulutlara yaslayarak
Üzerinde bir çok canlıya mekan olmuş
Yaprak yaprak güneşe el sallayan
Bir ağaç düşün: Görkemli ve vakur.
Kısaca;
Azgın dalgalara dayanıyorsa eğer
Mendireğin şu taşları;
Senin hatırınadır sevgili
Bunu adın gibi bil.
Çünkü; her gün her saatte
Bekliyorum seni bu yerde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!