Not: Bu yazı 12.12.12' de yazılmıştı... Neden kimse okumadı ya! Bu bir olağanüstü hal durumudur! Flaş, Flaş, Flaş Milletimiz uyanıyor mu? Ya yazıktır sadece resime yarım saatimi ayırdım. Bu yazıda emek var yani! Derinden derine bir mesaj var yani!
Siz bilmezsiniz! Bizim köyün muhtarı bilir... Köyün muhtarı, Muhtar Yılmaz'ın buradan kulaklarını çınlatıyorum. Ben dizileri pek seyreden biri değilim. En sevdiğim dizi Kaygısızlar'dı. Halit Akçatepe ve bizim Bizimkilerin Cafer'i bu dizide döktürüyorlardı. Gülmekten beni kırıp geçiriyorlardı. Ama dizilerin konuşulduğu köyümüzün kahvesinin de sahibi Muhtar Yılmaz her diziden bilirdi. Ben de ona sordum...
Duymadığın sözlerimdi sana dediğim. Ben iki kişi duymasındansa üç kişi duysun dedim, hatta dört, beş. Sana yazdığım her şeyi bir düşün. Bu yüzden ben sana yazmadım, her yazdığım şeyi. Cümleler tek tek tükendi. Elim de sızladı, kalbimde. Nerde olduğum önemli değil. Dünyanın bir yerindeyim... Ses veriyorken burda etrafımda herşey sessizdi ilk defa. İçimden geldiği gibi yazıyorum yine. Ve okuyacağını biliyorum. Ve şimdi bağırsam- çağırsam hiç duymayacağını.
Ne kadar uzağız biz senle böyle. Ve ne kadar yakınız. Herkes sana yazdım sanacak ama ben herkese yazacağım yine. Ne varsa kalbimde saklamayacağım. Açık olacağım. Herkes ben gibi mi? Saklanmak kimlerin işi. Kaç kişiden saklanabileceksin. Bulmayacak mı biri seni en kuytu köşede bile. Yazmak istiyorum yazmak. Yazarsam rahatlarım şimdi...
Bu mektup olsun, herkes okusun, sen de oku emi. Kimse bilmesin neden bunları yazdığımı. Yarına ışık tutmalı, yakamıyorsak da bir ışık bugün? Gece karanlık olur. Karanlık aslında gece değildir biliyor musun? Karanlık insandır. İnsan karanlığın en kara tarafıdır. Anlamaya çalışırım her insanı. Ama güçsüzüm her insanı anlayamayacak kadar... Bakar O, görür O, Hisseder O... İnsan bir bulmaca, bir labirent. Ben herkesi anlasam der, ve kimse beni anlamasa! Saklanmalı evet inadına. Kaçmalı senin gibi insanlardan. Kendisine tahammül edemeyen başkasına nasıl edebilir ki?
DÜNYANIN ve onların o kadar çok kahramanları var ki: İsteseler 2 dakikada biter bu zulüm... Rabia (4) MISIR (mazlum) , kardeşi Fantastic Four(4) USA. SAHTE KAHRAMAN, kahramanlık maskeleri takmışlar. Bizi kandırıyorlar. Yani isteseler 2 dakikada biterdi bu zülum... Hiçbir kahramanlık göstermeyen kahramanlar utansın. Ey kör dünya, sessiz dünya ses ver... Dünya Hollywood'un bu sahte kahramanlarını bağrına basmamalı artık.
Eli Amerika'nın sadece Amerika'ya uzuyor... İş müslüman'a gelince süper kahramanları da dahil tekme vuracak nerdeyse kahraman olduğunu unutup... Bir de ESED var ki isteseler iki dakika da onu da R-Esetlerler... Nerdeyse 2 yıldır kanlı adamın elleri... Şarıl şarıl akıtıyor. Herkes mışıl mışıl uyuyor. Uyuyor dünya. Uyuyor ABD'NİN süper kahramanları. Bakalım bizim oğlan Polat ne yapacak?
Rabia... İnsan olan dünyaya iki kelime yeter. Ben 4 kelime ettim.... Adının hatrı için.
Bu repliği burada kullanırken çok düşündüm, ama konuya cuk oturacak başka bir başlık bulamazdım. Bugün anlatmak istediğim yönetmenlerimize, senaristlerimize... Mahsun abiyi sever çok takdir ederim.
Biliyorsunuz ki bir kurt adam modasıdır gidiyor. Teen Wolf, Alacakaranlık, Being HUMAN vs.Bunlar hep Hollywood yapımı yani yabancı yapımı diziler, filmler.. Aslı astarı olmayan uyduruk hikayeler...
Ama gel görün ki kurdun hası bizde... Tabii biz tarihimizle savaşıp, barışık omadığımız için bunları es geçiyoruz... Siz yönetmenler tarihimize de el atabilirsiniz... Bu magazin formatında da olmamalı... Ciddi olmalı... Masraftan da kaçınılmamalı...
Kadın olmak daha zordur diyelim bugün de!
Erkek olmak zordur demiştim dün. Aslında kadın olmak daha da zordur. Kadın annedir, abladır, bacıdır... Kadın kutsaldır. Kadın baş tacı olmalıdır. Kadının değeri hiç bir maddiyatla ölçülemez. Kadın en değerlidir. Kadın varsa erkek vardır. Kadınsız erkek zavallıdır.
Evde yemeği yapar kadın. Çocuğa bakar gecesini- gündüzüne katıp. Çocuklardan en çok o sorumludur. Ya iyi birini kazandıracaktır topluma ya kötü. Kadın omzunda dünya taşır. Hele çalışan kadınlar erkek gibi. Onlar eve katkı yapmakla kalmaz ülkeye de katkı yapar. Çoğu zaman erkeğin yükü de kadındadır. Erkeği işsiz kadının halini bilemezsiniz. Yuvayı dişi kuş yapar derler. Yapar, korur, dumanını tüttürür. Yuvanın mimarı her zaman kadındır. Huzur kadına bağlıdır. Erkek önüne sıcak aş gelsin ister. Ama bilmelidir erkekte yemek yapmayı, bulaşık yıkamayı. Hatta ütü yapmayı.
Taş, taş olduğunu bilmiyordu. Ağaçların, kuşların ve bir çocuğun söylemesi gerekiyordu ona. Taş, taş olduğu için hiç küsmedi hayata. Taş olduktan sonra değerli olmuşsun olmamışsın ne farkeder... Artık taş olmanın zamanı gelmişti ve taşı gediğine koymanın. Taş gibi yaşayıp taş gibi ölecekti! Ve birgün bile taş olduğundan utanmayacaktı. Biliyor du ki taş bile şu dünya da dünyanın bir parçası. Olmazsa olmazıydı.
Taş'tı adam... Belki aklınıza sellerin bendinden taşması gibi gelir size şimdi bu taş'tı cümlesi... Belki bildiğimiz taş yerine koymazsınız Taş'tı deyince.
Taş yazar mı, okur mu!
Taş seyirci kalır mı!
Taş. Suçlu mu? Suçsuz mu... Kanatmışsa istemeden bile olsa!
Kimin elinde ki taştık biz! Kendi başımıza hiç hükmümümüz yok muydu! Mimar tutarsa elinden taşın o taş bir abide oluveriyordu. Ya kimse tutmasa kolundan nerede biterdi yolu taşın! Taşı kim ne niyetle tutarsa taş o oluyor. Taş ellerde şekilleniyor ki o eller ya sevgi ile ya kin ile tutuyor değil mi taşı!
İlgi: Bu yazı 03.10.2012 ve 29.01.2014 Tarihlerini kapsamaktadır...
(Türk Futbolunun bir yılına benim bakış açımla bakmaya var mısınız...? Türk Futbolu yine başlayacak, bende yine yazacağım bıkıp usanmadan. Futbolumuza 'sevgi' gerek. Daha çok emek gerek... Ve temizlik ve illaki Temiz Lig gerek...!)
__ Futbolda yaşananlar şike dalgasını unutturmak için mi? Şike ne oldu şike yalelel yalelellim. Aklandı mı Türk futbolu yalelel yalelellim. Trabzon mu oldu Şampiyon yoksa Fener mi? Yalelellim.
Solan bir tek güller, çiçekler değil… Her ciğerime çektiğim havayla birlikte ömrümün hesabından bir hava daha düşüyor…
Kaç yıl kaldı, kaç ay, kaç saat, kaç dakika… Haydi, bugünü en güzel şekilde yaşamaya bak. Hüznü kederi, derdi bir kenara bırak…
Bir gülücük ver. Hesaba katmadan, o da senden olsun…
Bu yazıyı yazmaya salı gününden başladım. Ama yazdıklarım uçtu gitii. Akıbetini hiç bilemeyeceğim sanırım. Dert etmiyorum. Belki yazmamam gereken 'sevgi satırları' yazmıştım.
Sevgilim. Diye başlamıştım... Ve ben evli biriydim, yuvasını seven biri. Bu yüzden bu sözümü zaten yazmamam gerekirdi... Pekala 'sevgili' olma yaşı nedir ya da evlendiğinizden sonra sevgiliniz olamaz mı! Ya da kadınınız sizin sevgiliniz midir, sevgiliniz de değil midir... Ben şüphesiz bir de sevgililer gününün 365 gün yaşanması gerektiğine inananlardanım. Ve bu güne bir özellik yükleme ye karşı olanlardan. Mamafih (unutulan bir sözcüğümüzü cümlemde kullanmanın kıvancı içindeyim) gelin görün ki ben bu Milliyet Blog sofrasına da 14 Şubat 2011 tarihinde oturmuşum... Ve 3 yılım olmuş işte... Ve tesadüf bu ya o zamanlar 'İbrahim Arslan' değil 'Sevgi Yazıları' demişim sayfama... Esasen bu benim dışımda gelişen süpriz bir gelişme olmuştu. Aylarca 'Onay' beklemiştim... Ne hikmetse bazıları bana burada 'Sevgi seysi' deme gibi incitici tavırlar aldı... Yani üçüncü kızımın adına ben 'Sevgi' koydum... Sevgi'nin babası! da oldum...
Sevgilim... Hayır hayır aşkım... Bana üç çocuk veren kadına olmalı satırlarım.
Hiç şiirin büyüsüne kapıldınız mı sizde? Herhangi bir şiir sizide 12'nizden vurdu mu? Bir şiir sizide derin düşüncelere daldırdı mı? Herhangi bir şairi sevmez misiniz? Bir şiir ezberlediniz mi? Ömrünüz de kıyınızdan, köşenizden, yolunuz bir şiirden geçmedi mi yoksa!
Şairler öksüzdür biliyor musunuz! Şiirler yetim. Şiirler ağlar ve ağlatır. Her yürek yazamaz o okuduğunuz bir şiiri. Her şiir ise şiir de değildir. Boşa yazılan ve duvarlara yazılan şiirler vardır. Anlamazsınız siz onu zaten sizde bir duvar değilseniz!
Sinema, diziler şairlerimize, şiire kucak açmalı. Bunun örnekleri çok olmalı. İtibar ölen şairlere değil ayrıca yaşayan şairlere de olmalı. Şiir gibi diziler, filmler çıkmalı! Oynamalı! Çekilmeli. Şiire bir yere kadar sırt dönebilirsiniz.




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?