İbrahim Arslan Şiirleri - Şair İbrahim A ...

İbrahim Arslan

Kafam ellerimin içinde
Günün 25. saatinde,
Bütün insanlardan uzak ve çok çok uzaklarda...

Ben değilim kendimde
Neyi düşünüyorum...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

güneşim,
sen hayatımın anlamısın benim,
yalnız gecelerimde bensin
gölgemsin sanki,istesemde ayrılamam
nefesimsin,sen olmazsan yaşayamam
sen benim herşeyimsin

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Güzel yarınların kızı,
ben çoban kılıklı aşık,
yarını olmayan belki,
ama kapına gelmişim,
tık tık,karşına dikilmişim...
elimde kurumuş bir çiçek

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Halk partisi yüzünden, halka düşman olunur mu?
Ak partisi yüzünden, aka düşman olunur mu...
Halka bak sen. Ya aka basar oldu, ya boşa.
Muhalefet dedikse. De herşeye muhalefet olunur mu?
07.05.14

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Sınırı yok arzularımın...
...
Senle ben hep, hep beraberiz...
Yol bir, ayrı yoldan gideriz...
...
Tam bu dünyanın ortasındayız...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Yaşama!
Dön!
Dedi...
Hayat.
...
Yaşama! Dön! Dedi hayat...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ben kurak bahçelerin talibiydim...
Olmazı anam oldurdum...
Bahçemde envai çeşit güller açtı
Zamanla o gülleri bile soldurdum...

Ben sevgisiz yüreklerin eseriydim,

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Hiç şiirin büyüsüne kapıldınız mı sizde? Herhangi bir şiir sizide 12'nizden vurdu mu? Bir şiir sizide derin düşüncelere daldırdı mı? Herhangi bir şairi sevmez misiniz? Bir şiir ezberlediniz mi? Ömrünüz de kıyınızdan, köşenizden, yolunuz bir şiirden geçmedi mi yoksa!

Şairler öksüzdür biliyor musunuz! Şiirler yetim. Şiirler ağlar ve ağlatır. Her yürek yazamaz o okuduğunuz bir şiiri. Her şiir ise şiir de değildir. Boşa yazılan ve duvarlara yazılan şiirler vardır. Anlamazsınız siz onu zaten sizde bir duvar değilseniz!

Sinema, diziler şairlerimize, şiire kucak açmalı. Bunun örnekleri çok olmalı. İtibar ölen şairlere değil ayrıca yaşayan şairlere de olmalı. Şiir gibi diziler, filmler çıkmalı! Oynamalı! Çekilmeli. Şiire bir yere kadar sırt dönebilirsiniz.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ben para verip kitap okuyanları anlamıyorum. Hele hergün sigaraya para verip ayda bir kere de olsa kitap okuma için para vermeyenleri hiç, hiç mi hiç. Abiler kütüphaneler bomboş. Binlerce kitap önünüzde. İstediğiniz, ilgilendiğiniz her kitap. Üye olun. 15 günde bir uğrayın, takılın. Giderken kitabınızı alın, para vermeyin. Elinizde var olan kitapları da hediye edin. İnsanlara hizmete sunun. Bilhassa bunu kütüphaneler haftasında size hatırlatayım dedim. Kütüphaneler bir yetimden farksız. İlgi, alaka, şefkat bekliyor sizden.
Şu an KdZ Ereğli Halk Kütüphanesindeyim. Ne güzel bu vakit kitaplarlayım. Günlük gazetelere baktım. Kitap için genelde masalara bakarım. Ve tarih merakım vardır... Gözüme H. Rider Haggar' dan - SULTAN SELAHADDİN Doğunun Hükümdarı -Kitabı takıldı ilk. Kendi kendime bu kitabı alayım dedim daha sayfalarını hiç çevirmeden. Gazete faslı bitince de kitabın sayfalarını çevirdim, elin oğlu bakalım ne yazmış kahramanım Selahaddin Eyyübi hakkında diyerek. Tabi iyi şeyler yazacak değil ya... Giriş kısmında bir masal uydurmuş... Selahaddin rüyada ve kaçırılan kız kardeşi Zübeyde'nin kızı. Onların Kutsal Dağ dedikleri yerde, Kutsallığı Hz. İsa'dan dağın... Olası bir savaşı görüyor yani... Ve kitap İngiliz Asilzadeleriyle başlıyor. Hilallileri aşağılayıcı, haçlıları üstün gösterme, ak- pak yapma daha ilk sayfalardan dikkatimi çekti... Kitabın sonlarına geçtim. Ya ben okumam bu kitabı, kanaati oluştu... Haklı olduğum kitabın iç sayfalarına baktıkça ortaya çıktı. Selahaddin adam öldürüyor resmen zülm yapıyordu, hemde sivilleri filan gözetmeksizin... Kitap şöyle bitiyordu, anlaşılan Muzafferdik. Aynen yazıyorum...
" O halde sende mi İngiltere"ye dönüyorsun kardeşim? Diye sordu Wulf.
Öfkeli bir fısıltı ve alev alev yanan gözleriyle," hayır" diye yanıtladı Godwin," Haç düştü ancak sonsuza dek değil. Denizlerin ötesinde Haç'ın İngiltere kralı Richard ve birçok başka hizmetkarı var, kilisenin çağrısına uyup geleceklerdir. Her şey bitmeden kardeşim, burada tekrar savaşta buluşabiliriz. O zamana dek elveda"
Godwin'in son sözleri bunlar oldu ve uzaklaştı...
Kudüs'te hep zulmeden kendileri oldular. Güneş Selahaddin'le doğmuştu Kudüs'e, mübarek şehre. Müslümanlar günümüzde yine zulm görüyor niye? Ben Selahaddin"i Yavuz Bahadıroğlu'ndan okumuştum, İYİ Kİ DE ONDAN OKUMUŞUM. Elin oğlu kendi tarihine, kendi kanlı ellerine, Richard'ına sahip çıkmış. Biz Selahaddin Eyyübi'ye bunu çok görmüşüz. Evet BAHADIROĞLU'nun kitaplarını aradım. Sunguroğlu'nu. Elveda Buhara'yı, Cem Sultan'ı, 4. Murad'ı ve Selahaddin'i. Her zaman ki yerinde yoktu, ne şans. Görevliden rica ettim gösterdi. Sağolasın abi. İnternette var. Şimdi bi blog yazılır SELAHADDİN'İ anlatan. Ama yok. Diğer Kitaplarından var. Ama O yok. Cem Sultan'ım, 4. MURAD'IM YOK. Elin oğlunun yüzümüzü kızartan kitabı var mahallenin çocuğu Yavuz Abinin Selahaddin Eyyübi'si yok. Belki başkası okumak için aldı ne bileyim. Ama okuyun bu kitapları ve kütüphanelerimize hediye edin. Biz okuduk yetişen nesilde okusun...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Kayıp kelimesini buldu mu dersiniz, yitirdiği kelimeyi buldu mu dersiniz, hep varolacak ama unutulan cümleyi hatırladı mı dersiniz, yeniden 'sevgi' ye yapışmış, tutunmuştu şair...

Sevgi kalplerde solamazdı, sevginin rengi hep 'yeşil' di... Hep yeşermeliydi yüreklerde. Ve karşıt tüm kelimeler bavulunu toplayıp gitmeliydi ülkemden! ! ! Sevgi ile atmalıydı kalpler. Kendim için değil kızım 'Sevgi' için yazmalıydım bu satırları...

Başlangıç yapmalıydım yine, yeniden küllerimden doğmalıydım... Yeniden yazmalıydım. Milliyet Blog'da inadına inadına yüreğimle kalmalıyıdım. Biliyordum kimse 'kal' demeyecekti... Ya da bir kez kal diyenler ikinciyi demeyecekti... Ya da ağır eleştirilerle sen zaten gidip gidip gelirsin denilecekti... Bugüne kadar evet haklı çıkardım şimdi o kimseleri... Biliyorum hepinize belki de 'kal' geldi... Ama bilmezlerdi ki şartlar zorlamıştı ayrılığı... Ayrılmak o zaman dilimi için en kestirme yoldu...

Devamını Oku