Seni tanımadan önce de biliyormuşum gibi,
Sanki bir çocukluk hatırasısın
Ya da çok sevdiğim bir şarkının
Hiç unutamadığım o ıslığı.
Yüzün,
İnsanı günahtan kurtarmak için,
Kurban oldu çarmıhta Tanrı kuzusu.
İnsanı karanlıktan kurtarmak için,
Kurban oldu çarmıhta Tanrı kuzusu.
Cehennem ateşini cennete çevirdi,
Bu şiirim herkese ibret olsun...
Kepçelerle defineyi aradık kazdık,
Dinamitle define işaretleri patladık kırdık
Şehre bakıyorum. Yüksek binaların camlarında, gökyüzünün umursamaz bir yansıması var. Herkes bir yere koşuyor; sanki varılacak son bir durak, çalınacak son bir kapı varmış gibi. Ama durup da etrafa bakan kaç kişi var? Kaldırım kenarında oturmuş, elleri nasırlı o yaşlı kadının hikayesini merak eden? Ya da metroda, elindeki diploma ile cebindeki boşluğu eşitlemeye çalışan o genç adamın çaresizliğini gören?
Bizler, aynı gökyüzünün altında, farklı dünyaların insanlarıyız. Bir masada israf edilen ekmekle, açlıktan kıvranan bir çocuğun boş midesi arasındaki o ince, keskin çizgi... o çizgi, en büyük toplumsal yaramız. Herkesin elinde akıllı telefonlar var, parlak ekranlardan birbirimizin hayatını izliyoruz, ama yanımızdaki insanın gerçekten ne hissettiğini sormayı unuttuk. Empati, lüks bir eşya gibi bir kenara atılmış durumda.
Adalet, herkes için aynı ağırlıkta değil. Sesini duyuramayanların çığlıkları, istatistiklerin soğuk sayfalarında kayboluyor. Oysa her bir yaşam, bir rakamdan ibaret değil; bir destan, bir mücadele, bir umut.
Büyük değişimler, büyük binaların tepesinde başlamaz. O, en sessiz köşede, kalbimizde filizlenir. Birbirimize uzattığımız küçük bir el, görmezden geldiğimiz bir haksızlığa karşı yükselen cılız bir ses... İşte devrim budur. Taşınan bu görünmez yükün hafiflemesi için, önce yükü fark etmemiz gerekir. Birbirimizin insanlığını hatırlamamız gerekir. Çünkü en nihayetinde, hepimiz aynı gemideyiz ve geminin rotası, her birimizin vicdanına bağlıdır.
Evvelim sen oldun, ahirim sensin,
Zahirde görünen, batında cansın.
Senden gayrı ne var, kim neyi sansın?
Her zerrede gülen o ışık sensin.
Senin adın
dudaklarıma değince
içimde binlerce çiçek açıyor.
Sanki
kış hiç uğramamış bu şehre,
Ne maksatla yapılırsa yapılsın,
İnsanı öldüren herkes terör.
İster yasal olsun ister yasa dışı,
Cana kıyan herkes terör.
Küpün içinden ne işi var, şeytan cini,
Bırak bu hurafe tılsım aldatmacaları.
Dinmiyor yine kan ve gözyaşı
Can alıyor gelenek-töreler
Namus bilmeden namus uğruna
Can alıyor gelenek-töreler
Sözün her işte geçerli,
Torpillisin torpilli.
Benim gibi değilsin dertli,
Torpillisin torpilli.
Yeşildir pasaportun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!