Seninle yürüdük bu zorlu yolda,
Desteğimiz sana güç verdi başta.
Zirveye çıkınca unuttun bizi,
Bıraktın bizleri soğuk bir kışta.
Bir garip hal aldı beni benden,
Ne bir dost var, ne de gelen giden.
Karanlık çöktü bu ıssız evden,
Yüreğimde bir sızı, ah yanar durur.
Saçıma vururken tan kızıllığı
Bir gül karşısında derdim yamandır
Şu yaprak dökümü zamansızlığı
Tak etmiş canıma halim dumandır
Yüzünde bir nur var sanki mehtaptan,
Gözleri yakar ateşi güneştan.
Sana baktıkça gönül olur kaptan,
Yanakları elma gibi kırmızı.
Elimde bir kaçtane resmin,
Baktıkça ateş gibi yanarım.
Tatlı sesini hiç duymadım,
İlk bakıştan vuruldum ah yanarım.
Pencereni kapatın sana erişmek zor,
Sen bir yangınsın, ruhumu saran,
Bedenim sarsılır, adınla yanan.
Bu aşk, bir fırtına, ne durur ne diner,
İçimde bir volkan, coşkunca gürler.
Gözlerimden gitmez o güzel yüzün,
Yüreğimde saklı en tatlı sözün.
Geceleri uyutmaz hasretin, hüzün,
Sensiz geçen günler ne zormuş meğer.
Yârimin cemâli cennet bahçesi,
Kokusudur sanki ıtır goncası.
Gözlerinde gizli aşkın bilmecesi,
Bakışından gönlüm nura gark olur.
Sanattan estetik
Nakış nakış
Mozaik
Bahçelerden kırmızı gül
Sensin Yaylakonak
Yine geldi yaz, ısındı hava,
Dağlar yeşillendi, coştu her ova.
Gönlümde bir sevinç, kalmadı cefa,
Toprak kokusuyla hız olur durur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!