Yaraya Kadar Doldur Saki (II)
Meyhanenin loş ışığında oturuyorum,
kadeh elimde titriyor,
içimde boşluğun ağırlığıyla.
Saki sessiz,
“Yarınlar yokmuş gibi sevsene bugün beni.”
Bugün, kalbimin en çıplak yerinde açıldı bir kapı.
İçeriye sen girdin,
sanki yıllardır beklenen bir sesin yankısı gibi.
Düşlerimdeki dağları aşarak,
"Yenilginin İçinden Geçip Sana Varan Adam"
Bir adam vardı...
Adını anmıyordu kimse, çünkü kimseye kendini tam anlatamamıştı.
Yürek Dolusu “Seni Seviyorum”Ismarladım…
Sabahın ışığı penceremden süzülüyor
Avuçlarımda tuttuğum fincandan kahve buharı yükseliyor
Kokusunu derin bir nefeste çekiyorum
Kendi yalnızlığımın sıcaklığında
ZAN ALTINDA. “AŞK”
Bir sessizliğin gölgesinde yakalandım.
Elimde senin adın,
cebimde sustuğum bin kelime.
Zaman, bir dedektif gibi geziniyor üzerimde;
“Zehir”
Ruhuma öyle bir zehir damlatmıştı ki,
Onsuz yapamıyordum artık,
Zincirlerin Gölgesinde
(Hikmet’ten Erdal’a bir direniş şiiri)
Dr. Hikmet Kıvılcımlı,
Artık yaşlıydı,
Ziyan Etme
Seni düşündüğümde, zamanın yavaşladığını hissediyorum,
her an bir başka gökyüzüne bakıyor,
her nefes bir başka dalgaya çarpıyor içimde.
Öp sen anlarım ben aşktan bahsettiğini …




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!