Bazen aynada iki kişi olurum:
Biri çay demlerken gülümser,
Diğeri kırık bir vazonun parçalarını sayar.
İkisini de aynı ten taşır ama
Şimdi yarın bayram
Hadi bayram yaşa, nasıl yaşayacaksın
Kendime zorla bayramlar yaratıyorum ben
Şimdi bu bayramı yaşayacağız
Önce benim hayatımda keseceğiz kurbanları
Su bile senin kadar masum değildi.
Yaramaz küçük bir kız kadar masumsun sen.
Sadece mücadeleci ruhunu geliştirmişsin ama
Her şeyle mücadele ediyorum da kendimle mücadele edemiyorum.
Bitmiyor tükenmiyor o küçük kızın enerjisi.
Eve döner insan hep
Ama dönecek bir evi yoksa,
Kendi gölgesinin etrafında döner,
Her adımda biraz daha silinerek.
Sen bir bahçesin, kendi toprağını kazanan
Çapa vurduğun yerden yükselir gölgeler
Bazısı zehirli sarmaşık, bazısı ebegümeci
Ellerinde tohumların sırrı, vicdanınla suladığın;
Ve bilirsin: Dikenleri de çiçekleri de sen ektin.
Konuşuyorum, evet, kendi kendime konuşuyorum;
Belki de kimsenin duymadığı,
Duymak istemediği,
Duysa bile anlamayacağı bir sesle
Haydi deyip tutmuşum acının ucundan
Zehir içmişim acıların avucundan
Bir kırıntı olmuş sevgi
Hikayesini yazarken ömrümün sayfalarından toplamışım
Ah ah dardayım
Ah Zordayım
Şimdi ne yapıyorsun diye soranlara,
"Yağmurun çatılarda kaybolmuş çığlıklarını dinliyorum" derim.
Her damla, düştüğü yeri bir yara gibi öperken,
Kiremitlerin üstünde titreyen ıslak izleri avuçlarımda toplarken,
İki yaralı kuştunuz, kanatlarınızda eski hüzün
Rüzgârın savurduğu tüyler, geçmişin izleriydi.
Bir bakışta aktı gönül, siz bilmeden,
Gizli bir nehir gibiydi içinizdeki ses…
Tereddüt, kıyıya vuran dalgalar kadar derin,
Bir çöldü dilim, susuzluğunu sayıkladı;
Her dokunuşun yağmur oldu…
Ve ben,
kumlara gömülmüş bir çınar gibi çürüdüm köklerimde.
Gecenin koynunda saatler çalındı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!