İçimde bir matem bir hüzün,
Gene kim öldü?
Ben miyim şu cenaze,
Ne çabuk soldu güllerim?
Doldu takvim günlerim son buldu,
Cebinde metelik yok talim kuru ekmeğe,
Tükenmiş bir kere fehminde son nefesinin.
Utanır toprağına bir tek tohum ekmeye,
Yavrum seni leylekler mi beslesin?
Zor muydu hamurunla ununla yaşamak,
Eve geldik, dün geldiğimiz gibi,
Yine geldik hep geldiğimiz gibi.
Bir gün gidilecek omuz üstünde,
Dost düşman herkes saygı duruşunda.
Münker nekir sorarlar başucunda,
Sırça köşk kırılmaya,
Dost dosta darılmaya.
Yaralanır gönül,
Sinesi dertle dolmaya.
Varlığı yüktür dostun yokluğu hasret,
Ne o yeleli bozkurt sana da mı yalnızlık çöktü?
Öyledir o, zahir bizde mesken tuttu.
Derdi büyük olanın kalındır boynu,
Gam yükün taşınmaz başka türlü.
Sen benim yamaçlarıma sığın,
Ben senin eteklerine tutunayım.
Öyle yükseklere öyle sevdalara,
Uçuşalım.
Sen omzuma yasla başını,
Bebek cesetleri karaya vurduğunda,
Tüm medeniler(!) seyre durduğunda,
Ölen benim, benim insanlığım.
Yere batsın benim insanlığım!
Urumçi, Telafer, Kerkük vurulduğunda,
Atamam ben inek altı, kokuyor pis pis,
Yerim afiyetle peynir, tereyağ, yoğurt oh mis.
Duymak istemem ben tavuk horoz sesi,
Ne güzeldir yumurtalı patates püresi.
Kıyıyorlar kurbanda cânım hayvanlara,
Haftada bir giderim barbekülere, mangallara.
Her yiğit ölür kahramanca,
Ve her yiğit ölür kahramansa.
Yaşamak sevmek kim için?
Ölüm sevdaya dahil.
Yok özünde mertlik niçin?
Çok taş var amma sen elmassın,
Vurulsa gönlün bir taşa yıkılmazsın.
Nice yalan söyler o diller, şüphede özün,
Doğruya dâhi inanmazsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!