Baharsız açan çiçek gibi,
İçim yine güz mevsimi.
Duygular harap, gönül bîçare,
Yine bir belirsizlik,
Yine bir giz mevsimi.
Sabah kabızdır akşama ishal,
Ne garabet durumdur bu ne hal!
Rızkı plastik libası naylon,
Saraylara âşık altında yırtık don.
Ey nefs kaç günahlık günün kaldı,
Bu kaçıncı tövbe?
Ey nefs bu hangi pişmanlıktı,
Hangisi son tövbe?
Karanlık gecelerde kara günahlar,
Dağlara sığmayan emeller kefene sığar,
Tevhidsiz, besmelesiz her nefes nefse zarar.
Vallahi kuruntu habersiz mi gelir ölüm,
Sermayesiz şefaatsiz göçmek neye yarar?
Ölmem zanneder hain, gafil kör nefs kendini,
Çok yorgunum,
Sevemeyecek kadar yorgun.
Çok yorgunum,
Sövemeyecek kadar yorgun.
Duygularım kalbime ağır,
Fikirlerim zihnimde kilit,
Zamana yaydık sevdaları, sevmeleri,
Zamana bıraktık mutluluğu, iyi dilekleri,
Nasılsa bir gün yapardık, nasılsa bir gün severdik.
Ve bir gün kendimizi de mutlu ederdik!
Beklenmedik bir sesti kulaklarımızda yankılanan,
"Hazırlanın gidiyoruz!" Aniden.
Zam zam zamma zam,
Zamma zama da zam.
Ne zamlara alıştık bu zaman,
Bu zamlara da alışırız ya ne zaman?
Zam zam zamma zam,
Ölmüşüm ağlayan yok,
Viran bağımda.
Ne ümitler var gönül dağımda,
Ağu mu acı mı bilen yok.
Ne aşklar var kalbimin kuytularında,
Zehir mi şifa mı bilen yok.
El hak doğrudur azizim,
Size zindandır saray.
Yol hak yoludur azizim,
Bize zindan dâhi saray.
Sığmazsınız koca dünyaya,
Ölmek mesele değil,
Düştüğünü görmesinler.
Sevmek dert değil,
Yandığını bilmesinler.
Yanmak mesele değil,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!