Bir randevum var azrail ile
Geleceği kesin
Benim bilmem.ise mümkün değil,
Kim bilir nezaman saat kaçta.
Gecikmeyecek asla biliyorum bu kesin iste
İmansız , acımasız, merhametsiz bu dünya nafile.
Yaş Ellibeş geriye ne kaldı dersin
Su gibi akıp giden ömürden
Affı mümkün olmayan kırgınlıklar var
Yorgunluk ve hüzün cabası
Daha nekadar sürer sürgünüm
Dalarken gözlerim misafirimsin
Anlamasa da teban seni
Farketmesede dönen dolapları
Eleştirse de acımasızca
Hainler saldırsa da dört yandan
Önce sen kurtulmalısın girdaptan
Yaydan fırlayan ok gibi
Özlemek ne demek bilemiyorum
Belki dokunamadan hatırlamak seni
Belki adını unuttuğum bir duygu
Belki gülüşünü bir anıya emanet edip
Gecelerle paylaşmaktır.
31 aralık yılın son günü
Havada kar tanesi yer bir okadar soğuk
Gazzede yalın ayaklı çocuklar sesleri boğuk
Haykırrırken buz tutmuş feryatlarla
Duyulmaz çığlıkları,çırpınışları
Ne üste elbise, ne başta çatı
Zamana bıraktım herşeyi
Kendimi bir türlü anlatamadım sana
Ve seni sana bıraktım
Hayallerimi kendime
Yakın olmak istedim sen uzağı seçtin
Seni gören göz, yürüdüyün yol
Vur Türkiyem, vurki yılan ezilsin
Bekan için şanlı Tarih yazılsın
Varsın düşmanımız çokta üzülsün
Mazlumların tebessümü var bize
Yüce Mevla doğru yolda yar bize
Seni ilk gördüğüm an
Bir isim, bir insan olmaktan çıktı;
Bir ihtiyaç oldu.
Gülüşün…
İnsanın yüzüne değil, yüreğine doğan bir güneş gibi.
Bakışın değdiğinde bana içimde sakladığım bütün kışlar çözülüyor.
Bir çocuk gülüşü sığmıyor artık sokaklara,
Toprak, adlarını ezberlemiş küçük ayakların.
Rüzgâr bile sessiz geçiyor aralarından,
Sanki bir sır taşıyor dudaklarında zamanın.
Ellerinde bir oyuncak bebek—
Geçtim sevgiliden geçtim güzelden
Bir özlemdir içimdeki ezelden
Harekete geçmeliyiz tez elden
Turan ülküsü var gönlümde benim
Ciğerimi buram buram kavuran




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!