Eşiğindeyiz yeni bir yılın
Günahıyla sevabıyla
Savaşıyla barışıyla
Bir yılı daha bıraktık geride
Nelerin beklediğini bilmeden bizleri
Bitirirmi savaşları
Etle tırnak gibi müslümanlardık
Sökülürken tırnaklarınız
Duymadık acılarınızı
Bakarken göremedik çektiklerinizi
Sadece dillerimizle kınayabildik
Yapılan zulmü
Ağaçların suskun gövdesinde bir çizik,
Toprağın koynunda bir sır saklıdır.
Su, akarken sadece taşları değil,
İnsanın gölgesini de sürükleyip götürür.
Ey bendeki ben
Bırak beni bir başına
Sürükleme istediğin her yöne
Dünün hırsını vurma sırtına
Yarının kaygısını da at üzerinden
Bak o zaman
Ey gönül, arlanıp gül mü oldun güller içinde,
Harlanıp kül mü oldun odlar içinde?
Hangi rüzgâr savurdu seni bilinmez diyarlara,
Hangi ateş yaktı seni, kor oldun içimde?
Nedir bu çekilen cefa, bu suskun sızı,
Her gülüşün ardında saklı bir hüzün.
Esen rüzgardan, doğan ve batan güneşten
Karanlıkları aydınlatan aydan
Kıraç toprakları yeşerten yağmurdan
Dünyadan ahirete olan göçten
Kısacası
Doğandan ve ölenden sana mesaj var.
Farkında olmaz insan
Yaşadıklarının
Yaşayacaklarının
Kendisini nelerin beklediğinin
Güle ulaşmak için
Dikenlerle edeceği mücadelenin
Geldim ve gidiyorum
Ne anladın derseniz
Sanki bir rüya gördüm
Uyandım gidiyorum
Bilemedim kendimi,
yolum nereye gider
Yaşarken dünyada dünü bugünü
Yaş kırkbeş olunca yedim vurgunu
Ömür baharında gördüm sürgünü
Kuluna kendimi anlatamadım.
Kul koymuş kendini ilah yerine
Yorulmuşum bakan olmaz halıma
Mecnun oldum leyla çıkmaz yoluma
Hazan vurdu gençliğimde soluma
Ömrümü hep harc eyledim giderim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!