Bir yanar dağ gibiyim
Fokur, fokur kaynayan
Dünyamı harlayan ateşimsin
Ne kadar sürer bu yangın
Yakmışken bütün günahlarımı
Daha ne kadar beklerim lavlar içinde
Meşakkatle yoğrulmuştur hamurum
Köy sokaklarında sürünerek emeklemiş
Zaman gelmiş çamurbataklıklar içinde
Zaman gelmiş bozkır eteklerinde
Koşturmuşumdur yalınayak
Bir lokma kuru ekmek,
Tohum toprağa atılır büyümek için,
Nehir ummana koşar.
Ben sana koşarım
Ne gece gündüze ne gündüz geceye kavuşur.
Kovalarken birbirlerini benim sana koştuğum gibi.
Ağaçlar baharı, çiçekler meyveyi bekler. Benim seni beklediğim gibi
Bir gün değil, ömür boyu hakkın var
Adın andığımda gözlerim dolar
Sen gülerken bahar evime iner
Sensiz bütün mevsim biraz kış anne
Fıtratım günaha meyilli,
Dilim af dilemeye.
Şeytan benliğimi çalmaya,
Ben yine umutla kapılarını.
Kanadı kırık kuş gibi geldim kapına;
On beş Temmuz akşamı bir ihanet yaşandı
Kelle koltukta gençler imanını kuşandı
Sel oldu kadın, erkek, genç, yaşlı bütün millet
Reisin emri ile sokaklara boşaldı
Dur diyerek tanklara geçit vermedi beden
Aşk dedin mi
Göğsümün ortasında bir yangın başlar.
Ne su söndürür, Ne gece örter üstünü.
Sen…
Bir şehrin sabahı gibi girdin ömrüme,
Sokaklarım aydınlandı.
Adını bilmeden suçlanan
Yüzü görülmeden silinen
Bir bakışa sığdırılan ömür
Bir etikete hapsedilen insan.
Sessiz bir katildir aslında,
Akşam olunca içimde bir boşluk büyüyor.
Sanki evin bütün ışıkları yanıyor da
Bir oda karanlık kalıyor.
Çay koyuyorum kendime, iki bardak alışkanlığı var ellerimin.
Sonra hatırlıyorum…
Sen yoksun.
Büyüyünce
bazı şeyleri unutacağını biliyorum.
Defalarca
anne demeyi,
baba demeyi mesela…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!