Geldim ve gidiyorum
Ne anladın derseniz
Sanki bir rüya gördüm
Uyandım gidiyorum
Bilemedim kendimi,
yolum nereye gider
Yaşarken dünyada dünü bugünü
Yaş kırkbeş olunca yedim vurgunu
Ömür baharında gördüm sürgünü
Kuluna kendimi anlatamadım.
Kul koymuş kendini ilah yerine
Yorulmuşum bakan olmaz halıma
Mecnun oldum leyla çıkmaz yoluma
Hazan vurdu gençliğimde soluma
Ömrümü hep harc eyledim giderim
Gidiyorum işte
Sessiz bir vedanın içinden geçiyorum;
Çiçekleri ezmeden,
Gönülleri kırmadan.
Kimseye yük olmadan gidiyorum.
Toprağa basarken bile bir emanete dokunur gibi
Gönlümdeki ateş ilaç yarama
İçin için yanan kor gizli kalsın
Mecnunların sevdiği de yar, ama
Beni benden alan yar gizli kalsın
Uyan ey müslüman uykudan uyan
Bırak şu dünyayı Allaha dayan
Cansız vücuduna o canı koyan
Şerefinle alsın istemezmisin?
Bak karşında hep haçlılar birleşmiş
Savaş türke düğün bayram toy olur
Dağlar taşlar sarp kayalar yol olur
Mehmetcikler sakın, etmesin keder;
Er olanlar bilir ölüm mukadder.
Söyle kara bahtım artık susmasın,
Mühür sende karar sensin
Kimsesizler kimsesisin
Güçsüzlerin gür sesisin
Oyunları gör kardeşim
Ecnebiler dort bir yandan
Sen yalnızca geçmişin kararları değilsin,
ne de ertelenmiş hayallerinin küskün gölgesi.
Olmak zorunda kaldıklarının toplamısın,
olmak isteyip olamadıklarının ağırlığı.
Fırtınalar koparken yüreğinde
Dalgalarla boğuşurken kıyıya varmak için
Hissetirmez kimselere çektiklerini
Sessizce yol alırken belirsizliğe
Aşarken gülleri dökülmüş dikenli yolları
En çokta kendini kandırır insan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!