Bir çocuk gülüşü sığmıyor artık sokaklara,
Toprak, adlarını ezberlemiş küçük ayakların.
Rüzgâr bile sessiz geçiyor aralarından,
Sanki bir sır taşıyor dudaklarında zamanın.
Ellerinde bir oyuncak bebek—
Saçları dağınık, gözleri yarım açık,
Ama oyun bu ya…
“Uyuyor” diyor biri, “uyandırmayın sakın.”
Sonra ince omuzlara yükleniyor o sessizlik,
Bir tabut gibi…
İki çocuk önde, biri arkada,
Adımları ağır, kalpleri yorgun
Koşmaları gerekirdi oysa,
İp atlamaları, saklambaçta kaybolmaları…
Ama onlar,
Bir vedanın provasını yapıyor her gün.
“Bu bir oyun,” diyor en küçüğü,
“Gerçek değil, değil mi?”
Kimse cevap vermiyor,
Güneş bile utanıyor bakmaya,
Bir bebek, bir tabut, üç çocuk
Ve dünya, oyuna dalmış gibi suskun.
Ey çocuk…
Senin oyunun neden bu kadar ağır?
Hangi masalın içinde kayboldun da
Kahraman olamadan büyüdün birden?
Bir gün…
Oyuncaklar yine sadece oyuncak olur mu?
Tabutlar unutulur mu çocuk ellerinde?
Ve sen,
Gerçek bir oyunda güler misin yeniden?..
Kayıt Tarihi : 8.04.2026 13:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yıkıntılar içindeki Gazzeli çocukların oyunu




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!