Ne olursun, sakın yanlış anlama
Sevincine eş olmaya geldim ben
Kaderini yapıştırıp alnıma,
Gözlerinde yaş olmaya geldim ben...
Senin için dağı, taşı dolaşıp
Güz vakti gelince, yıllardan beri
Dökülürüz, farkımız yok gazelden
Çok dolandım, gezdim ileri, geri
Ben beni arayıp durdum ezelden...
Bir yandan çok şanslı, bir yandan bahtsız
Aklımıza hançer olan her şeye
Boşvere boşvere geçti bu ömür
Saklımıza biçer olan her şeye
Boşvere Boşvere Geçti Bu ömür...
Gönlümüzde yaşayıp da gidene
Bu zamanda kimseye sır verilmez
Eşe, dosta, ele, güne güvenme.
Her yüksek uçana, adam denilmez
Makama, şöhrete, üne güvenme...
Yazılmış kaderi silemeyiz ki
Bunca yıl beraber yaşadım, gezdim
Gönlümün dilinden anlayamadım.
Artık çok yoruldum, usandım, bezdim,
Gönlümün dilinden anlayamadım.
Oradan oraya sürüklese de
Engelci insanlar çıktı önüme
En keskin taşları dizip gittiler
Hızımı kestiler, tıkandım ama
Sanmayın büsbütün ezip gittiler…
Hepsi de âcizdi, hepsi korkaktı
Her türlü haksızlık sardı dışımı
Öfkemi içime kustum da gittim.
Çok defa sabrettim, sıktım dişimi
Hiçbir şey demedim, sustum da gittim…
Koca turnam, Toroslar’dan dönerken
Boz dudaklı gül yârimi gördün mü?
Anlat hele, mor yazıya inerken
Yâri görüp ahvâlini sordun mu?
O diyarlar beni bilir kül renklim
Yavuz GÜL kardeşime ithafen…
İnan ki durmadan bağrımda tüttün,
Gittiğin yollarda gözledim seni.
Günden güne hasretimi büyüttün,
Hayat, benim gibi seni de yordu;
Yorgun gelinciğim, yılgınım benim.
Yapılacak onca güzel şey vardı;
Es geçtik, unuttun, dalgınım benim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!