2 Nisan 2006 tarihinde kaybettiğimiz eniştemiz anısına...
Anlatılmaz öyle birkaç uyakta
Nisan ayı yasta, duygular kaçak
Bir çınar misâli dimdik ayakta
Onulmaz acısı yaktı bağrımı
Tadı yok, tuzu yok, bir içim dünya
Dindirmiyor hiç bir merhem ağrımı
Allah’ım bu dünya, ne biçim dünya...
Kimisine zehir, kimisine hoş
Aradan haftalar, aylar geçince
Arasan ne olur, aramasan ne
Artık kalp yarama bir merhem gibi
Yarasan ne olur, yaramasan ne...
Beraber mutluyduk çok yıllar önce
Engellemez bu kasırga, fırtına
Hortumdan bana ne, yelden bana ne
Binip gitmem asla kader sırtına
"Haydi" den bana ne, "gel" den bana ne...
Elimde mutlaka kalem olacak
Ecel bir gün gelir başa
İşte bitti zaman dostum.
Ne olursun çabuk yaşa
İşte bitti zaman dostum.
Ne bir güldü ne dikendi
Boşaltması için, üç-beş liraya
Gönlümü yaracak neşteri buldum
İçine süngeri basıp, kiraya
Verdiğim ilk günde müşteri buldum…
Şubat 2006
Şu hasret kokulu berrak sularda
Beni taşımadı vuslat yüzgeci.
Huzurlu günleri ve tüm umudu
Ömrümden eledi çile süzgeci…
Bana “hayır” dedi, aşkı geçirdi
Düzlükte zorlandım, aştım dağı da
Engeli, çukuru unuttum inan.
Sevinci, hüzünü bir bir kağıda
Dizerek gönlümü avuttum inan...
Derdimin dermanı oldu şiirler
Yeter, bitsin artık bıktım, usandım!
Beynimi şişirdi bu dedikodu.
Ben onu etkisiz serin su sandım,
Derdimi pişirdi bu dedikodu …
Dal, yaprak demedi, koparttı, yoldu
Ankara’da ilkbahar çok başkadır,
Doğa, kente bitkisini gösterir.
Çiçeklerin açılışı aşkadır,
İnsanlara, tutkusunu gösterir.
Ankara’ya sıcak çöker, yazdır bu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!