Artık yapılanlar çizmeyi aştı
Kendinize gelin, iftiracılar!
Tükendim sonunda, bak sabrım taştı
Haddinizi bilin, iftiracılar!
Çabuk devriliyor diktiğim benim
Yurdumun başkenti memleketimdir
Havası bir başka, suyu bir başka...
O benim geçmişten silüetimdir,
Tarihi bir başka, soyu bir başka...
Beynidir, şu büyük anadolunun
Sen sır vermesen de, senin sırrını
Sergileyen çıkar, hiç meraklanma! …
Senin yaşantını kaderden önce
Kurgulayan çıkar, hiç meraklanma! …
Kırarlar başarı çıkıntısını,
Onulmaz acısı yaktı bağrımı
Tadı yok, tuzu yok, bir içim dünya
Dindirmiyor hiç bir merhem ağrımı
Allah’ım bu dünya, ne biçim dünya...
Kimisine zehir, kimisine hoş
Hançer bakışınla bak bakacaksan,
Senin o kaşına, gözüne kurban…
Ne olur çekinme yak yakacaksan,
Zalim ataşına, közüne kurban…
Ne biçim bir hayat bu bizimki si
Ezilen perişan, ezen perişan
Kimsenin kimseye bir faydası yok
Üzülen perişan, üzen perişan...
Hayıra yoramam her gördüğümü
Aradan haftalar, aylar geçince
Arasan ne olur, aramasan ne
Artık kalp yarama bir merhem gibi
Yarasan ne olur, yaramasan ne...
Beraber mutluyduk çok yıllar önce
Kanmayın medyada üç beş uyuza
Ben bu işlerdeki en has adayım
Masrafa gerek yok, çıksa ucuza
Ben de bir kasetle piyasadayım...
Sanma ki onlardan eksiğim de var
Engellerle dolu garip ömrümün
Sen varsın önünde, arkasında sen
Kader denilen şu dar kıyafetin
Sen varsın yününde, hırkasında sen...
Ne zaman bitecek naz bürünümün
Ecel bir gün gelir başa
İşte bitti zaman dostum.
Ne olursun çabuk yaşa
İşte bitti zaman dostum.
Ne bir güldü ne dikendi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!