Araba vızıltısıyla dolu yolun kenarında,
Ölü tekerleklerle ördüğü dünyasında,
Nefes alıp veren çınar kendi havasında.
İşinin başında, kavruluyor yağında;
Suskunluk yağıyor yüzünden bayram sabahında.
Cazibesiz manzarasını örtüyor örümcek asma.
Tarihten çıkıp da gelmiş gibi çadırlar.
Sağlı sollu ,saf saf dizilir tezgahlar.
Tezgahların üstünde iştahları kabartan,
Sadece parayla alınan
Rengarenk sebzelerin;
Çekici meyvelerin
Pirim, atam!
Geride kalan son varlığım,
Sevgisinden içmeye doyamadığım,
Gölgesinde yaşamaya kanamadığım.
Hayatın ağır yükünü omuzlarında taşıdı yıllar yılı.
Soğuk yüzlü kışın
Sıkışıvermiş ortasına
Sıcak gülüşlü bir gün
ve ben herkesten sürgün.
Senin hayalinle ısınıyorum
Fotoğraflarınla eski günlerin tadına varıyorum.
Artık seyretmiyorum güneşin doğuşunu,
Beni ilgilendirmiyor hayat dolu oluşu;
Çünkü sen varsın hayatımda,
Geziyorsun damarlarımda.
Güneş gerekmiyor dünyama.
Fazla gelir iki güneş bir dünyaya.
Sen ateş, zaman benzin.
İkiniz,
Başıma Neron mu kesildiniz?
Yaktıkça yakıyorsunuz
Cılızlaşmış yüreğimi,
Senden başkasını görmeyen gözlerimi.
Yıldızlara benzer gözlerin,
Parlak
Ama benden çok uzak.
Ben, düşüncene tutsak.
Sensiz üzgün durur sokak,
Yüreğim korkak mı korkak.
Tohum ekersin toprağa
Çorak olsa da.
Bilirsin ki her doğan güneşin umut taşıdığını,
Bulutların merhamet yağdırdığını.
Gün gelir fırtınalar eser,
Küsme
mucizelerle dolu hayata.
Gömülme
köstebek gibi karanlığa.
Sağlık asılı duruyor geleceğin dalında.
Uzat başını bahar kokan dünyaya.
Bu ses nasıl bir ses ki
Sabahın sessizliğine
Ekledi sessizliğimi de,
Sonsuz dünyaların kapıları açıldı
Ve sorgular oldum yaşamın nedenini,
Sonsuzluğun içinde hiçliğimi;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!