Ey kar tanesi!
Güneşin doğuşunu beklemeden
Yüzümdeki gülücükler solmadan
Ocağımdaki aşkın sönmeden
Dünyama huzuru yayarak gel artık.
Gel de silinsin alnıma yazılmış keder.
Dönüyorum geldiğim yere.
Gitmek kolay değil.
Bedenim gitse de
Ruhumdan bir parça kalıyor burada.
Senden; Güneşinden,suyundan
İstesen de değişmeyen,
İçinde biraz da acı olan
Kimi keşkelerimiz var.
Düşündükçe içimizi yakar.
Beyaz sayfalarda
Kargacık burgacık ,
Nakkaş katili çivi yazılar
Alnıma yazılmış yazıdan beter.
Gecenin siyahından
Minik bir bıldırcının ürkekliği gibi çarpıyor yüreğim.
Soluğumun çarptığı soğuk enkazın altında inlerim.
Hayatımı paralayan hayaletler, uçar başımın üstünde;
Acısı dinmeyen yaralar açıldı bağrı yanık sinemde.
Filler tepinir kutsal toprağımın üzerinde.
Sana ne söylesem, nasıl davransam
Bilemiyorum.
En nadide sözcüklerimi seçiyorum,
Pamuklara sarıp da sana sunuyorum.
Bakışlarıma perdeler çekip de
Sana bakıyorum.
Huzur gözlerini yavaş yavaş yumuyorsa
Muhtaç olduğun ellerinden tutuver usulca.
Gülücüklerin ayçiçeği gibi soluyorsa
Biricik, mutlu günlerin sana elveda diyorsa.
Bırak inci tanelerini serpmeyi kara toprağa.
Hayatını aydınlatacak kutlu güneşin yoksa
Bakma bana öyle,
Ceylansı yüreğimi yaralayan gözlerinle.
Gönülleri yıkıp yakan öfkeler besleme.
Yakışmaz o çayır çimen gözlerine.
Yeşillikler hiç yakılır mı ateşle?
Bir gün sen de yorulursun.
Durgun su gibi durulursun.
Vazgeçersin koşuşturmaktan,
Herkese gülücükler dağıtmaktan,
Seni anlayamayanlardan,
Aslında her şeyin başı
Ve başımızı
en derin acılara sokan
Sevgiden mahrum kalmak,
Bir annenin koynunda bile
Şefkati tadamamış olmak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!