Mahşer meydanında toplanmış gibi her ırktan insan.
Öz vatanımda, ulu milletime kurdular kapan .
Aziz vatanıma saldırdılar leş yiyici çakallar gibi,
Salyalar akıyordu ağızlarından vahşi ki ne vahşi.
Kürt’ü,Türk’ü,Çerkez’i ,Arap’ı ayrılmaz kardeşti;
Umudumu rakamlara değil,
İnsanlara bağlayıp
Uçuruyorum geleceğe
Belki huzur takılır kuyruğuna
Bir senecik de olsa
Yaşarız mutlu ve huzurluca.
Haydi, sevdiğim!
Ara verelim
Şu kasvetli şehir hayatına,
Hızlı yaşamaya;
Nefessiz,yeşilsiz sokaklarda
Düşüncesizce koşuşturmaya.
Arıyorum,
arıyorum o sıcak yuvamı,
Kışa seslenen bir sonbahar akşamı
Yığınlar altında kalmış hatıralarımı.
Ayrılık ve hüzün düşerken dallardan
Artık birbirimizin
Kapsama alanlarının dışında kalan
İki cep telefonu gibiyiz.
Beni arayıp sorma.
Boşuna yorulma.
Biliyor musun?
Artık çok da takmıyorum kafama
Kötü insanları ve kötülüklerini;
Kaydetmiyorum hatırama,
Hatıramın duru ve temiz sayfalarıma.
Artık birbirimizin
Kapsama alanlarının dışında kalan
İki cep telefonu gibiyiz.
Beni arayıp sorma.
Boşuna yorulma.
Dünya, aşıkları aldatan üç boyutlu kafes.
Yalanların içinde ancak seninle alınır nefes.
Dağlar kudretine şahit, boyun eğer yüceliğine.
Güneş, aşkına şehit; erir günden güne.
Huzurun kaçtığı dünyada uykum sensin,
Ey, azizler şehri El aziz!
Yarimi büyüten anneliğe haiz.
Tepeye kurulmuş kartal yuvası sanki,
Güzelliğine yükseklerden bakar Harput Kalesi.
Sevdandandır zamana direnen Arap Baba türbesi.
Sen ne ay’ım ne de güneşimsin.
Çünkü ay da güneş de
Bir görünür bir kaybolur.
Anladım…
Aysız, güneşsiz bir süreliğine yaşanırmış.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!