Seni ne kadar sevdiğimi sorarlar.
Benim, sen olduğunu bilmiyorlar.
İkimizin bir olduğunu görmüyorlar.
Gökteki yıldızlar adetince
Severim, sende kaybolduğum seni.
Tohum ekersin toprağa
Çorak olsa da.
Bilirsin ki her doğan güneşin umut taşıdığını,
Bulutların merhamet yağdırdığını.
Gün gelir fırtınalar eser,
Küsme
mucizelerle dolu hayata.
Gömülme
köstebek gibi karanlığa.
Sağlık asılı duruyor geleceğin dalında.
Uzat başını bahar kokan dünyaya.
Teması ve konusu sen olan şiirim,
Aşkı anlatan nazım şeklim.
Seni anlatır şiirin her mısrası.
Senle yapılır tüm söz sanatları.
Kendisine benzetilen sensin.
Sildim tozlanmış yılları.
Yudumladım sımsıcak çayımı.
Karıştırdım eski defterleri.
Buldum taze kalmış albümleri.
Zihnim kanatlanıp gitti maziye.
Soğuk yüzlü kışın
Sıkışıvermiş ortasına
Sıcak gülüşlü bir gün
ve ben herkesten sürgün.
Senin hayalinle ısınıyorum
Fotoğraflarınla eski günlerin tadına varıyorum.
Tüy dokunuşlu fırçalar becerikli ellerinde.
Beklediğim güzellik taze tuvalinde.
Boynu bükük, boyası dökük sahillerimde;
Üzgün güneşimin parlaması zarif ellerinde.
Hassas dokunuşlu, usta parmaklı;
Tehditkar kartalların ve yırtıcıların
Bakışları altında nazlı nazlı süzülen;
Sultanların, kralların, padişahların
Haberlerini getirip götüren
Ulakların torunu;
Özgürlüğün sembolü,
Araba vızıltısıyla dolu yolun kenarında,
Ölü tekerleklerle ördüğü dünyasında,
Nefes alıp veren çınar kendi havasında.
İşinin başında, kavruluyor yağında;
Suskunluk yağıyor yüzünden bayram sabahında.
Cazibesiz manzarasını örtüyor örümcek asma.
Neden ağlıyorsun ey evlat,
Gözyaşı dökmekte mi buldun medet?
Çığlıkların mavi göğü makaslıyor.
Ciğerimde nar çiçekleri açıyor.
Oy evlat, oy…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!