gül devrinden sonra lale devrini yaşadı hayalim
solmuş baharların adılı gibi bahtımı solladı vebalim
cefayı aşka çeviren büyük aşkların eşkalisin
oysa içsel cennetimde sakiliğin bakiliğime ayna
bu yüzden cefayı sefaya taşıdı sevda erliğim
Seni yeniden buralarda görebilseydim yağmurlarımı özetlerdim dostlu denizine.. Sözcelerin değişen zamanla ve şartlarla anlamını ne kadar hızla yitiriyor son zamanlarda. Asra bedel sözler veremiyorsan neden asra bedel aşklar yaşatıyorsun.
Uyumum bozuk yollarında huyum değişti. Aşkımın da , hayallerimin de uyumu bozuldu... Yitirdiğim uyum bir karmaşayı algılamamın bozuntularında ruhuma sisler ekledi Gönül gözüm görmüyor.Temiz ve duru kalan tek sözcük ''gelişin'' olsa bile, ışığı görmüyor umutlarım.Belki de sorun gerilimine ''dayanabilmek için senin ışkına sızlanmaktı. Sarmala beni,sensiz hecelerimden. Beni al ay ışığına. Huyuna bağlandığım gece diplerinde bilincimin her anını doldur sevginle..
Onca şey var senden zihnimin patika yollarından süzülüp gelip kalbimin tam ortasına oturuveren. “Öfke kalkanlarımı sanrılı hallerini bir de sensiz üşüyen ruhumu iyi bir tatile gönderme vakti geldi, kalbimle beraber.
Her şey birbirine benzer ve benzin döker sararan benzime. Ben “bu filmi son kez izlemeye değil ben bu filme yönetmeye geldim” değişmeyen kaderim Senaryo o kadar tanıdık ki… Başrol oyuncuları benden gitmişliği gurur eden sen,seni onuruyla bekleyen eklentili ben.
Herkesin bildiği masallarımı yüreğimin derin magmasından çıkartıp ısıtıp senli modernize ediyorum sadece.
Nasıl oluyor da hep başladığım noktaya dönüyorum düncülerim ve güncelerim? Hadi o zamanlar; çocuktum,çocuk gibi oynadın, küçüktüm, bilmiyordum, saftım, aptaldım, aşka oyuncaktın,benime hazineydin….. Ya şimdi ne demeli. Bütün emeller sellerine akıyor.Sonuçlar değişmiyor,sen değişmiyorsun Ya da ben değiştirmeyi becereme dersinde ezberler okuyorum.
gözbebeklerimin içindeki ışıltılara ışınlandı ruhum
ayrılığın hücresindeki füzyonlarla gittin gitmelerime
sensizliğin vatanına attın atomlarını
ne ben kaldı bende ne sen kaldı bende
çırpınmaya çalışan bir tırtılın toprağı hariç
Gizle özne gibi kaldım m’ananın cümlesinde.Yüklemini doğuran anlamların öznesi olmak güzeldi.
*Sır, dokunuşunu saklamış cemi cümlende. Giz, iç gözünü bırakmış dil bilgisine can vurgusu olan sende.
-Öz, mevzisini yüreğinde unutmuş ki yazılarıma hazine olarak çıkasın diye. Dert, sırtını gidişine dayamış.Ben dertli,ben kurtlu bir elmanın Ademi.Adamlığıma daha çok var.Adem-i merkeziyetin merkezkaç kuvvetini çaldı zaaflarım.
-Zaaflarımın diyetindeyim gayrı.İş işten geçti. Şeytan okulunun fişiymiş meğer.İnsanın zaafları hep çocuktu.Çocukçadır bütün günahlar, hatalar.
-Pişmanlık, kendine hafiyeler arıyordu. Kafiyesini kaybetmiş şiirin sırtında yazıldım sana.Vicdanımın imgesinde surlarını kaldırmış güzelliklerine teslim oldum.
Kimseye emanet edemeyeceğim bir sevdam vardı. Gidişini bu yüzden ciğerimde yerini tuttu.
Nabza göre şerbetin şuuraltı nöbetçisiyim.Askerlik yaptığımı kanma. Sen yürek vatanısın, sen benden koparılmazsın.Bu yüzden
sermayesi sevgin olan dünyanın müşgülpesentiyim.
-Sessiz harflerle seslenirim ki dargınlığın uyanmasın. Sesli harfin aşk ayracısın, bu yüzden beni de ekle sol yanına.
Sesi kısık şarkıların sesiyim. Kısık da olsa aynı melodinin hoşluğunu veririm. Verilmemiş sözlerin var ki vargılı ve sargılı sen sarınmalarındayım.
Hissizliğini ekleme uzakların bağrıyla. Sessizliğini ekleme kırgınlıkların diliyle. Beni vurma vurgun sözlerin göbek taşında.
Güvenle ayıkladım senli günceleri. Güneşi ısmarladım gecelerine.
Derdimin son kaçışında sen mutluluğun bekçisiydin
Yakaladın beni ta sevme hırsızlığında
Şimdi sensizliğin hapishanesindeyim
Bir yanım özlem duvarı
Bir yanım bana gelmenin hayal sergisi
Gel gayri ölülerin bile alkışladığı sevda tufanımızda
Di_dem dedim.. dem zamanı gel biraz beni demle..
yüreğinin süzgecinden geçirmeden
en sıcak tadların adına kaynat sevgimizi
sonra beni atıver yalnızlığın sokaksız sokaklarına
bir sevda ekmeği çaldım senden..
dedim ya suçluyum sana …
bakışın, aşkın suç aleti gibi saplandı kalbime
gayrı ,yaralıyım
bülbülün gagaladığı gül zamanın içindeyim
gayrı, gülünün ölümsüz sevda kokusundayım
kuluçkasından çıkmış kırılgancın kırılmayacak kalbiyim
Dinkorus'un kumbarasında ruh kavları
Ve eski bir sevdalının paraları
Gitkalbsin kangutlarıda Donkişot sevdası
Eskimolarda severmiş meğer LİLİ
Kanın pıhtısında aşk pohpohlayan paylar var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!