Senin için an çekişen gelmelerin tetik düşlerine sevda beyazları ekledim.
Bana düş bilemelerin artınca,artçı sevgilerin sızısından elendi ruh toprağım.Şimdi ne eksen yetişir tutkularımın toprağından,senin olmanın karar anında.Yırtıcı bir atmacanın aşka atılma deminde demlenmiş özlemler içiriyor beklemeler. İçindeki okyanuslarını bana coşturduğun
dalgalı kurların sana kurulmuş halindeyim.
Yılan ininde özel zehirlerle özüne panzehirimi akıtarak, bedenime enjekte olan seviliğin kurtarır hayatı ve aşkı.
Kalakalmanın literatürlerindeki ismine aşk soyadımı bulmak için yürüdüğüm nice zorlu yollarda soluk soluğa kaldım ama seni buldum en kalınması gereken yerde.
Hayalimde cümbüşün ve içimde asılı duran sevgi duvarın yanı başımda yan yanaların yanış ve yanılmış hali…Bıraktığın hayal aleminden allı ve ballı turna kanatlarıyla gitmişsin benden.
"o kendini biliyora ithaf "
sismik içlenişin aşka felaket yüzüydün
yüzünle yüzerdim tatlı depremlerine
iki kere iki dört edermiş, sensizlik neden sıfır ediyor
gelecek çarpılamıyor ruhunun suskun sularında
Sayı saymak,seni sayıklamakla aynı kefede terazi vuslat
sen matematik sevmezsin ben sensizliği saymayı
işlem ile gelişme arasında bir ara döner ilgiye
sen ordasın ben burada bu işlem tam değil
-Nereye öyle gözlerin sorularımı görmezken?
Dedin ki:
Sınavsız geçilen yapayalnızlığımın yalnız senden uzak fakültesine gidiyorum.Senden başka herkes var; ama sen olmayınca bütün dersler yalnızlık. Belki de kaderimde kullanma tarihi geçmiş yalnızlıkları yaşıyorum.
*Herkes var, herkes sana benzerken ; ama sen olmayınca yalnızlık oluyorsa çözüm kalışlar mecrasında kalıyorum.
-Yapa... yapa.yalnızlığın yükseldi...Son katında benim yalnızlığım oturur.
Son/gülüme ithaffffffff....
sağır bir yokluğuna yortusunda yordamlarımı serdim
tükendim, yamacındaki gülücüklere
susmalarımdan anlatılmaz anlar şifrelendin derdime
Esintilerini aşırmış bir rüzgarın hortum olma halindeyim, unutursan zamanla diye, eskiz mir uğultuyla şimdi yolum sanadır canım.
Kayıp bir çerçiyim,senden ne varsa aşk köylerinde satıyorum.Daya yanağını yangınlarıma, herkes seni soruyor.Bu güzelin sevgisi kaç para eder ki? Çok mu zenginsin? Böyle bir güzelin kalbini nasıl çaldın?
-Böyle bir güzeli nasıl ağlatıp gidersin ki? Üstelik çeyizinde bu sefer gözyaşı lekeleri bırakarak.Ne satsam senli bir defo…Kimsesizliğimin kimlik sınırında sosyolojik bir pejmürde oluyorum.Ruhumun dehlizlerindeki iklimsel terapiyi kimse çözemiyor.
Hevesin göğsünden akınca unutkanlık şırası, isleri kalır hislerimin yanık ve tanık anlarında.Aşk badesi içer,aşk.Bir canan gülümser,gülücüklerinde zamlanır gelecek.Kavuşmak kendi damarını keser, türkü olur,ruh olur, tutku olur,en olacaklarda kalır.Bir canan ağlar, bu zekanın küpünde ben de varım,varlığım asrın yarasına merhem olabiliyorsa şükretmek gerek diye.
-Koşmayı yeni öğrenen bir tay olur acılar,sus sesin duyulmasın.Bağırma, bağrımın en yanık yankılarında.Can çekişen bir gül dikeni sarılır sensiz kokularıma.Bir gonca arar, senli bir el arar, bir yel arar beni sana anlatacak.Tomurcuğunu çağırır en açılmış gül anasının şehvetinden kokular sürer hazlarıma.
- Üşüyen sensizliğine kıpkızıl yapraklarını sarar, arar aramayı, sorar sormayı ,sonunda soru işareti olmayan çok sorulu,çok vurgulu bir cümle olarak kalır kalamatilerinde.
Dalga vurdu özümün denizine. Her damlası düştükçe yarama delinir can parem.
Can kafesinde anlara doldukça, kan dolaşır,sensiz her atışımda.
Her derdin saati ayrıdır,ayarlıdır acılar.Lise bire yeni başlamış ürkek bir ceylan gibi geziyorsun sevgi okulumda,etrafına bakmanı bekledim,yeni olduğundan üç kez gözlerine baktım görmedin, azcık çarptım fark etmedin Sihrisu.
Avuçlarında birikmez kavuşmalar, biraz su gibi akıver,sihrinle mi geldin, yeni formanın altında yürek yakan can alıcığında avlanmak yasak mı?
Sihrisu:-Bekleyiş dermansız bir hastadır, çok istemekle beslenir, kolay her zaman kolay bitmenin en tanınmış bitidir.Saklandıkça gerçeğinden, bir günlerin de bitlenir.Bana ürkek bir ceylan diye hitap etmişsin.Evet,liseye yeni başladım, evet ürkek havalarım eser,erkek keki yemeye hazır değilim.Zaten sınavın stresinden,kayıtla uğraşmaktan kendime gelemedim,avcı…
Sihrisu:- Sahi böyle ağzı laf atan avcımızın ismi neydi,ağların, oltaların, bakışlarınla attığın mermilerin etki etmedi.
dargın, dalgın haller gömleğimi giymişim
yusuf da yunus da , mecüc de benim artık
terk edilmişlik eskiliğinin aşk askısıyım artık
seni astım, sensizliği astım, bitmez sevdamızı da
sana asılan benlik gömleğimi de astım
ego ötesi sinirlerim kaldı asılmayan
yılan gömleği gibi değil yaram ya da sensiz aram
arkanda bıraktığın ilk bahar gibi değildi ilk kez benden gidişin
hiç bitmemişliğin okyanusu gibi zelaldim, helaldim dalgalarına
hiç gitmemiş aşıkların kalbi gibi paramparçaydım
hiç sönmeyecek volkanların akışı gibi canlıydım
hiç gelmeyecek yüreğin gibi hilaldim sensiz gecelere
Yatkın bir akıntının son dalgasında
Su şarkıları söyleyen güzeller
sönük arzular çeşmesinden su içtiler
avuntuların beyaz kanıtlarında
Kararmış sevgi çiçeklerine giden son arı
Arlanmışlığın arsız sofalarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!