UNİCEF’in korunma altında tutmaktan vazgeçtiğim kalbim,şimdi Afrika’da yamyam güzellere bağışlanmak üzere bekletilmekte.
-Sinir bilimcileri bu seni bir türlü unutamayan kalbimi sinir hücrelerini imece usulu incelemekte. Hücrelerime kadar sinmiş bu sevda sınırı.Sızıların saz gibi çalınıyor sinirimde.Bu yüzden içimde bestelenmiş bir şiir gibisin.Bu yüzden hücrelerimde hicretin başlamıyor.
-Hüzünlerime genetik enformasyon gerek. Formasyon lazım yeniden sensizliğe eğitilmek için.
-Sen yalnızlığa okulsun. Sana ders vermek için özel formasyon gerek.
Aşk, insanı ikiden bir yapar; ama ayrılık insanı binlere, milyonlara, kezlere, tekrarlara ayırır.
Kravatının içinde sürekli bir çakı saklardı. Annesini dört yaşındayken kaybetmişti Mülayim.Babası annesinin ölümünden sonra başkasıyla evlenmiş,Mülayim’i Çocuk Esirgeme Kurumuna vermişti.Orda büyümüş lise 2’ ye gelmişti.Lise 2 ‘ye kadar gerçekten mülayimdi.Bir gün lise 3’ ten bir kızı sevdi.Kız zengin ve seçkin bir aile kızıydı.Bir türlü pes etmedi.
- Sevdanın sol ağrılı çağrılarında efendi ve köleler imparatorluğunu yıkan
aşktır. Damarlar akar,ruhlar diner,sevgiler eser, ama dirençli sızıntılarında
acı tarlalarında beklenmeyen sonlar yeşerir.
Ağrılı yüreklerin giyotin özlemlerinde direnmek herkesin işi değil. Yıpranmış “ağlar” ağlar sarhoş balıkçı sandalında,aşk tutulmayınca.
hesap halinin şarkısına bestelendin amaçların
İsimsiz süzülen kayıpların cümlesinde
Gelemedin yükleminle ayrık yükünle
sensizliği kutsayan simyacıların ayıplarına attın vuslat iksirlerimi
hüznün kuytularında gölgeli cadılar sardı aşk yanımı
23.23. 2011
/HAZİRAN:Süryaniceden hazaran/hazuran (sıcak, hazıran)
AĞUSTOS: (Roma İmparatoru Agustosun adından)
Gözlerim arıyor seni......Benim içimdeki çocuğün sevgilisi.
Seni unutturacak dünya yoksa, dünyanın sonunu arıyorum. Bu dünyanın çivisi çıkmış ki çivilemeye çalışıyorum sevginle, seninle en çok sensizlikle.En çok sensizliğin işime yaradı.
gözlerin ela ama kalbim bela
“keşke gözlerin yağmuuru yağdıracak kadar özel olmasa”
şimdi burda yağmur yağıyor
sen yağıyorsun
sözlerin yağıyor
gönlüm toprak
savruk amaçların gidişine git
amaçlarım savruk değil
orda kalakalmaların sözlüğünde söz bekleyen göz ol
sevda defterini aç
beni yaz aşkı kaleminle
defterimi yakalı,yüreğimi gömeli çok oldu deme
Senin için an çekişen gelmelerin tetik düşlerine sevda beyazları ekledim.
Bana düş bilemelerin artınca,artçı sevgilerin sızısından elendi ruh toprağım.Şimdi ne eksen yetişir tutkularımın toprağından,senin olmanın karar anında.Yırtıcı bir atmacanın aşka atılma deminde demlenmiş özlemler içiriyor beklemeler. İçindeki okyanuslarını bana coşturduğun
dalgalı kurların sana kurulmuş halindeyim.
Yılan ininde özel zehirlerle özüne panzehirimi akıtarak, bedenime enjekte olan seviliğin kurtarır hayatı ve aşkı.
Kalakalmanın literatürlerindeki ismine aşk soyadımı bulmak için yürüdüğüm nice zorlu yollarda soluk soluğa kaldım ama seni buldum en kalınması gereken yerde.
Hayalimde cümbüşün ve içimde asılı duran sevgi duvarın yanı başımda yan yanaların yanış ve yanılmış hali…Bıraktığın hayal aleminden allı ve ballı turna kanatlarıyla gitmişsin benden.
Son/gülüme ithaffffffff....
sağır bir yokluğuna yortusunda yordamlarımı serdim
tükendim, yamacındaki gülücüklere
susmalarımdan anlatılmaz anlar şifrelendin derdime
yılan gömleği gibi değil yaram ya da sensiz aram
arkanda bıraktığın ilk bahar gibi değildi ilk kez benden gidişin
hiç bitmemişliğin okyanusu gibi zelaldim, helaldim dalgalarına
hiç gitmemiş aşıkların kalbi gibi paramparçaydım
hiç sönmeyecek volkanların akışı gibi canlıydım
hiç gelmeyecek yüreğin gibi hilaldim sensiz gecelere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!