Yeni mutlu bulutlar
Taşıyor metropol yüreğim
Ambargosuz gümrüksüz gülücükler
Taşıyor her yüreğe...
Bu yüreğimde dizilen ipek yolları
Bütün sevdaları taşıyor
Her şey yakamozları yakalamakla başladı
Sonra sırlarımda açılan nergisler
Kara harapların in noktasında
Bit deresinin tanriçesini yansıttı
Onu sevmek için köle olmam istendi
Ay tutuldu dudaklarımda
Yüreğim aydınlık yine
Gönlümde aydan aya
Sevda bayanlığı iniyor
Mevsimlerden sonraki
Sevmek sessizliktir
Senli sevda şehirlerinde
Bakma öyle dargın baktığıma
Aşkımdan damlanan
Görsel bir temaydı
Sevdamda arıtılan
Yaşadıklarımız yükselip gökyüzünün üstüne
Aşkyüzü oluyor LİLİ
Bulutların rengini hislerimiz değiştiriyor
BAkıışmanın edilgen geni karartıyor havayı
Aşk yüzünde yücelmenin gözyaşları
Oyunlarımızın ufuksuzluğu sislenmiş buharlara
1….
ihtiyaç sahibesisin, yalnızlığın dilsiz rahibesi değil
hicranlığımın tecritinde, hicretlerini sunma
bir gülücük arası aşk yeterdi sevgilim
2…
Sensizlik sızıyor sızılarımla vazgeçilmezliğin arasında
sen davasında yargılanıyor sevdam
en uzak bekleme zulamdan damlıyor birkaç damlan
koynumda özetlenen günlerin hecesinde sesim kısılıyor
Bağırsam da aşk duyar sen duyamazdın
gülüşün türkü olur tellenir yaram
Çürümüş bir ürperişin içinde Çinlerim var.Setlerini zülfünle örmüşsün. Oysa o saçlarını okşamaktı benim hayalimin son sayfası.
-Yapayalnızlığın bağışlarıyla sana tutunmuş bir tutku tecimeniyim.
Acıma bana. Duygularının tüccarlığını yapıyorum, seninle içsel bir hazineye sahip olmaya çalışan ; ama seni seven aşk cambazıyım.
*
Buz a’yazını unutmuş sol yanımda. Sıcağın gerek.Gereğenlerin damlamalı gözlerinden, erimelisin beni acıların donuk kentinde.
-Dondurduğun hayalin içine gelmelisin.
Yalnızlığımın çıngılarını duymuyorsun. Biraz benden esrik melodiler dinle. Ben aslımın asrında kendime yenilmiş, aşkına serilmiş bir ümmiyim.
…:Özlemin alevler içinde, içim içinde, işin içinde senin içinde bir dünya
ütülüyor amaçlarım. Elime Musa’dan kalma aşk asası.Güzellerin yılanları yalanlarımı ısırıyor.Benı ısırgan arzular içinde bırakma.
…:Sihirle aşk arasına sızıyor zehir ve yalan.
Bu ölecik yargıları kabul etmemek için çürüyen asamı, akan yasımı, delinmiş bağrımı yolun seriyorum. Kızıldeniz ,kızlar denizine akıyor. Peşimde mumyalanmış Nemrutlar, Ben Musa değilim; ama asam var Nemrud’ın kızı. Beni anla, beni yaşa ilmik,ilmik işlediğim seni.
isimsiz kamaralarında izle dümenimi.
-Sana d’okunmanın son sayfasındayım. Son cümlene kadar geldim; ancak yüklemin yoktu yüreğimde. Öznen olarak sözsüz filmler çeviriyordum.
Susturucu olmayan hasret volkanlarım vardı.
-Tane tane bir tane olmana ısınsı, ışınsı, işinsi, içtensi haller sunuyordu.
-İklimine kadar değişik mevsimlerin tutarsızlığını ıslatıyordu maziden damlayan damlalar.
*Bir yarin gözlerinde kalmış acılar vardı sankilerimde. Keşkeler ekmeğimin üstüne yağ sürülmüş, aman vermeden ama demeden yemeye çalışıyorum.
-Sen hangi kimin komşususun? Nasıl geldin sevda otağıma.Oysa çeperlerim vardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!