sözlerimi bir savaş şafağında unuttum
pusluydu aklim
paslıydı kalbim
sen geçtin orda
savaş başladı
önce ben vuruldum
Geçen yıl,senin doğduğun şehirden geçtim,,senin gibi sessiz ve sakindi,
büyük ve sade bir şehirdi.Seni sevdiğim, seni ölümsüz kıldığım şehirdi.
-Milyonlarca insan vardı şehrinde benden başka kimseler yok gibiydi
Bütün güzeller sana benziyordu.
-Sana geldiğimi sanmıştım; meğer kendime gitmişim saklı kentim.
-Kime baksam sendin.Nereye yürüsem senin adımların. Bu ben miyim, sen mi bilemedim.
Şefkatin şerefli şubelerinde başkandır yüreğim
Adını asitli yazmış şerefimin odalarına
Şerefsizlerin şifresindeki sen
gülüm de vadim
hadi gülün
Sende şefkat villaları benim,için yapıldığını
Son/gülüme ithaffffffff....
sağır bir yokluğuna yortusunda yordamlarımı serdim
tükendim, yamacındaki gülücüklere
susmalarımdan anlatılmaz anlar şifrelendin derdime
Esintilerini aşırmış bir rüzgarın hortum olma halindeyim, unutursan zamanla diye, eskiz mir uğultuyla şimdi yolum sanadır canım.
Kayıp bir çerçiyim,senden ne varsa aşk köylerinde satıyorum.Daya yanağını yangınlarıma, herkes seni soruyor.Bu güzelin sevgisi kaç para eder ki? Çok mu zenginsin? Böyle bir güzelin kalbini nasıl çaldın?
-Böyle bir güzeli nasıl ağlatıp gidersin ki? Üstelik çeyizinde bu sefer gözyaşı lekeleri bırakarak.Ne satsam senli bir defo…Kimsesizliğimin kimlik sınırında sosyolojik bir pejmürde oluyorum.Ruhumun dehlizlerindeki iklimsel terapiyi kimse çözemiyor.
Hevesin göğsünden akınca unutkanlık şırası, isleri kalır hislerimin yanık ve tanık anlarında.Aşk badesi içer,aşk.Bir canan gülümser,gülücüklerinde zamlanır gelecek.Kavuşmak kendi damarını keser, türkü olur,ruh olur, tutku olur,en olacaklarda kalır.Bir canan ağlar, bu zekanın küpünde ben de varım,varlığım asrın yarasına merhem olabiliyorsa şükretmek gerek diye.
-Koşmayı yeni öğrenen bir tay olur acılar,sus sesin duyulmasın.Bağırma, bağrımın en yanık yankılarında.Can çekişen bir gül dikeni sarılır sensiz kokularıma.Bir gonca arar, senli bir el arar, bir yel arar beni sana anlatacak.Tomurcuğunu çağırır en açılmış gül anasının şehvetinden kokular sürer hazlarıma.
- Üşüyen sensizliğine kıpkızıl yapraklarını sarar, arar aramayı, sorar sormayı ,sonunda soru işareti olmayan çok sorulu,çok vurgulu bir cümle olarak kalır kalamatilerinde.
Suların ipliğini karanlık hesaplar pazara çıkarıp düşler ısmarlama kanaviçeler nakışladığın ahesteli yüreğime...Varmanın okunu, gitmenin yayında geriyordu biraz hak edilmişlikler.
Sensizliğin kokusu sinerdi, söz geçiremediğim sevda kitaplarımda. Seni beklerdim aşk bacası tütmeyen yalnızlar evimin balkonunda.Kendi malihulyalarında kaybolan bir çocuğun sana anne deme anındayım. Ve sen o zamanlar, içimdeki çocuk hasretini bilir misin? Nazar dualarıyla,duvaklarına annelik bantı takmaya gerek var mı ki?
Ben çocuktum,ben bebektim, ben aşıktım, kollarında,şimdi sensizliğin babasıyım,yalnızlığına emzik aldım. Günahları sana yazan,süt beyaz umutları doyuruyorum.Bir kelebeğin güneş ölümlerine gitme zamanı kadar hecelenmiş geceler ısmarladım.Aşkı fırına verdim, dilim dilim seni ayırdım sıcaklıklara. Aç,senfonileri tokluğumun tavlarında leyli besinler olarak aldım.
Liseli aşıklara öykü hayali büyür hayalimden:İki sevgili lise1 ‘den lise sona kadar hep aynı sınıfta,hep aynı sırada,okudular,büyüdüler, sevdiler.Genç kız,okulun son günleri dersler bitmiş,kuaföre gitmiş,süslenmiş okulun 4.katında aşkını beklemiş,delikanlı bir türlü gelmemiş.Direk onun evine doğru gitmiş.Evine yaklaştığında büyük bir kalabalık görmüş,gözlerinde yaşların seli cadde boyunca akmış.Anlamış gibiydi.Sormuş ölen kim? –Cevapla gözyaşları biraz daha artmış.Genç delikanlı,elinde bir demet kırmızı gülle karşıdan karşıya koşarak geçip okulda beklettiği sevgilisine gidiyordu,heyecandan farkında bile değilmiş.Araba çarpmış,ama biraz yaralanmış,ona aldığı güller yola savrulmuş,onları o yaralı halde toplarken,kan revan içinde aşktan başka,güllerden başka bir şey duymamış.İkinci bir kaza geçiriyor,kamyonun altında kalarak ellerindeki kırmızı güllerle can veriyor.Genç kız , mezarına gidiyor,o kırmızı gülleri alıyor,gözü yaşlı eve geliyor.Günler sonra okula gidiyor, elinde hala solmayan kırmızı gülü sınıfa gidiyor,4.kattaki
Okul giriş kapısına bakan pencereden bakıyor,aşkı orda onu bekliyor,gerçek sanarak pencereden en kısa yoldan ona gitmeyi düşünüyor.4.kattan aşağı düşmüş,cam kırıkları arasında,elinde aşkından kalma gülle oracıkta can veriyor,sevgilisinin ölümden 9 gün sonra “
Aşk tümcelerle, kısa anlatılarla, öznesiz hayatlarla, sensiz yüklemlere yaşanır mı ki? Onlar ömür boyu diğer dünyada beraber olacaklar.Ya bizim sevdamız,ya bizim okulumuz, seninle okula el ele gittiğimiz günleri hatırlıyor musun? Okuldaki bütün öğrencilerin gözde çift, örnek aşıklar diye hitap ettiği okulumuzu hatırlıyor musun? Piç ve pus zamanların tuzağından ders almamış bir hayatın kırıkları gitmelere ödev olur.
Alışkanlıklarımın bir yanımın eksiklerini sundu.Aklımda kaldığım kadar aklım kalmış.Son bakışın kadar kalmış gözlerimin ferinde kalanlar.
Gözyaşının aktığı alıştım damlalara. Ünlemler besledim her damlana benzesin, her damlana karşı akıtmasın vicdanımı.
Pişmanlığa ördüm veballarimi. Güllerin kırmızılarını sunarken, içimin kanayışına misal oldu, içsel cümlelerime mesel oldun.
-Sözlerimin dinamitlerine bastı son sözcüklerin. Ayrılığını Hiroşima’ya atılan atom bombası süsünde üstüme attın.
-Oysa ben Hiroşima’ya karşı unutulmaz sevdamın zırhını çoktan giymiştim.
bekleyiş nöbetinde vurulan aşk gazisiydim
yaralı ama yarine ve yarınlara sağlamdım
bir kare duanın sonuydu yazgıya sızan
bölüştüğüm umutların son paftasında açılırdır sevi haritam
başkentim hala senin renginde solardı
gülüşlerini tümlerdi hayatın gerçek yüzleri
Sevgin , şiirselliğini yüreğime bırakmış olmuş çıplak imgeler sensizliğin derinliğini örtemiyorlar.
İçyüzümde gezinirken güleç yüzün hissetmek istiyorum dünyanın sonunu.
-Yüreğim sensizken çırılçıplak, her seven rahatlıklıkla görebilir. Sevdanın ressamları bu çığlak yüreğin nü resimlerini çizebilir.
-Gelip örtsen son bakışınla, sonsuz dokunuşla diyorum artık.
Yarın ve yarin bambaşka bir aşka yakın değişimler sunuyor.
Şairzal:
-Sevdik mi aşkı sevmekten öteye ütüler, yaşanırlığın şıklığı olup çoktan seçmeli bir sevdanın hep a) şık) kı oluruz.
-Engin denizlerin berrak sularına maviliği öğretiriz.Mavimsi bir akışın diliyle kabarcıklar arasında salınır durur bembeyazlığının ilgisi, algısı, aşkımıza salgısı.
-Yüreğinin götürdüğü yere kadar yar, yarden sonra götürdüğün her an yarlığı aşan sermestliğimin adılı olur susarım.
Ben seninle bir zerreyi zer yapmayı seçtim.Sen damla damla yüreğime geldin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!