sözlerimi bir savaş şafağında unuttum
pusluydu aklim
paslıydı kalbim
sen geçtin orda
savaş başladı
önce ben vuruldum
Filizlerin meyve dimağında aşk olgun-1
taze bir filizin dimağında aşk meyvelerini serdi uzak aynan
yarınların, yarimlerim ürkek ceylanı gibiydi öylece gelişin
sihirli bir akışın yakışında sihirbazlığa gerek yok
Geçen yıl,senin doğduğun şehirden geçtim,,senin gibi sessiz ve sakindi,
büyük ve sade bir şehirdi.Seni sevdiğim, seni ölümsüz kıldığım şehirdi.
-Milyonlarca insan vardı şehrinde benden başka kimseler yok gibiydi
Bütün güzeller sana benziyordu.
-Sana geldiğimi sanmıştım; meğer kendime gitmişim saklı kentim.
-Kime baksam sendin.Nereye yürüsem senin adımların. Bu ben miyim, sen mi bilemedim.
Şairzal:
-Aşk yağıyor Yazgısu
- Yazgısu:
-Islanıyor kalbimin etrafı , bu sen misin? Bu içimin aynasında taranan prensim sen misin yoksa Yusuf yüzü mü? Bu ruhumu ıslatan, bu aşkı ıslatan bakışın senden mi? Bir erkek kitabesi okunuyor içimde
-Çoktan seçmeli bir yalnızlığın şıklarındayım.
Bu a) şık) kı sen misin?
Soğuk bir kış sabahı çok sayıda aşk donmamak için hep birlikte ısınmak üzere bir araya toplanır. Donmak ile dönmeyi yanlış anlayan aşktan birisi donmak yerine dönmeyi seçer. Dönerken, donmuş bir aşkla karşılaşır.
-Mesafeyi çağıran mı, mesafeleri ağartan mı? Hangisi kendini
bulana kadar içsel bulantıya reeldi bilememişler.Gereksinim mi içsel doyum mu? Cevabı donan aşk, dönerken de donmaya sorular sorduğundan ağzı donmuş. Kalbin soğukluğu böyle başlamış.
Şimdi hoşluğun boşluğundan ve tekdüzeliğin tekil ismine baht olan aşkın hangi yüreğinde ısınır cümlelerin.Sözcüklerin marangozuyum; ama ayrılığın binlerce izi var bir türlü onaramadım.Bir türlü ayrılığa çeki düzen veremedim.Bir şekle sokamadım.
Istırap ve acı çekmeye bir renk, boya, sistem bulamadım. Hüznün boyacısı olmaya karar verdi.
"Mutluluk, bir yerde ve her yerde,hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir."
-Yüreğim alemler gibi başka alemlere betimlemeler uzatır. Göz bebeklerinde okunur senden arta kalanlar.
-Maddeden sıyrılıp manaya akışımı anlatır gözlerim.Sözlerimden sonra başlar metafiziğin kıyısı. Sonsuzluğum onsuzluğun soyut imgelerinde yansır.
-Beni arar ben.
Netliğimi ruhunda görürsün... Cananlığını canında görürsün...
Ben’den öte, özden öte, gözden öte,sen’den öte, ötelerden öte anlatılmaz ancak yaşanırlığın görülmüşlüğü akar.
Kravatının içinde sürekli bir çakı saklardı. Annesini dört yaşındayken kaybetmişti Mülayim.Babası annesinin ölümünden sonra başkasıyla evlenmiş,Mülayim’i Çocuk Esirgeme Kurumuna vermişti.Orda büyümüş lise 2’ ye gelmişti.Lise 2 ‘ye kadar gerçekten mülayimdi.Bir gün lise 3’ ten bir kızı sevdi.Kız zengin ve seçkin bir aile kızıydı.Bir türlü pes etmedi.
- Sevdanın sol ağrılı çağrılarında efendi ve köleler imparatorluğunu yıkan
aşktır. Damarlar akar,ruhlar diner,sevgiler eser, ama dirençli sızıntılarında
acı tarlalarında beklenmeyen sonlar yeşerir.
Ağrılı yüreklerin giyotin özlemlerinde direnmek herkesin işi değil. Yıpranmış “ağlar” ağlar sarhoş balıkçı sandalında,aşk tutulmayınca.
sen kadar sana yakın bir sevilme güneşiyim
sen kadar sana beyaz kavuşma ayıyım
sen kadar sana yakın yakınlaşma şavkıyım
sen kadar sana uzak yalnızlık vahasıyım
sen kadar sana benzer bir benzersizlik alisiyim
Bu kalpte şubesini kapatan sevdanın kapatma kampanyasına gittim.
-YükLü miktarda ayrılık kalmıştı.Hepsini aldım, hediyelik paketlere sardım, sakladım.Bu benim sevdamda kalmışsa benim olsun.
- Bülbül armonisiyim gülümü ağlatacak tavrım olamazdı.Yazılmamış kaderlerin altında adını görmeye ihtiyacım olduğu ihracat fazlası duygulardaydım.
-Ucuza giden ayrılığa karşı çok bahalı ödenen bedellerim vardı. Elbette gidişinin bedelini ödeyecek gücüm vardı.İthal duygularla yeni bir sevda reaksiyonu giydiren yaşamın sahili kalamazdım.
Sevme ticaretinde kar olmazsa
ecele ne naza geliyorsun
Tezgâhını açmasın tehlikeli bir pazara
Mezarlılar bir pazaryeri değil
sevgililere Fatiha yeri
Ucuz bir sorgunun sargıları kapattı kapıları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!