Öyle bir yerdeyim ki şimdi ,şimdilerin üşür.
Ne seni sevebiliyorum ne de sensizliği.Bir başkasının birinde eriyor bütün sayılarım. İçimdeki çocuğun bakiresi olarak gözbebeklerin önce büyüyor.
-Terk edilmiş bütün her şeyin yansımasıyım. Can kırıklarında kırılmış her şeyimi toplayamıyorum.
-Şair, git kendine yalnızlıklar topla dercesine beni yapayalnızlığın dinamitlerine atmışsın. Mayınlar döşeli, aşklar işlemeli yollarında.
İçgüdülerimde kalmış kalıntıların var.Eşruhumu küllere savurmak öyle kolay mı.Eşruhumu güllere teslim ederken, sen ben kül oldum, sensizliğe kul oldum diyorsun.
unutuluş kavminin leyla’sı olarak kaldın leyli gecelerimde
köhnemiş ayrılıkların can yıldızı yanar kara bağrımda
örüntülerini boyamış karmaşıklığın cenini büyür sensizliğimde
yürürüm yar yüküyle
meçhul kalmış sızılarımın çeşnisinde toplanır yadın
sen sonrası benlik aydınlığında kendime kavuşmanın el’aziziyim
Şehlaydı içindeki çocuğun gözleri. Egolarım sağır dilsizdi. Üst benliğimin kimlik atlasında arıyordum seni.Bilinçüstü bir üst beynin odacığında çağımı yaşıyordum. Yaşanırlığın gölgesindeydi aşk.Sonsuzluğu tümlüyordu gözlerin, sözlerin, sarılışın. Kadınsal ışıltın
karanlıkta kalan tüm erkeksi duyularımı aydınlatıyordu. Egolarımı eğiten öznel bir cümlenin yüklemiydin.Öznen olarak özüne yakın , iç gözüne yakın, ruhunun magmasına, akın, aşka kadim bir erinç gün’ eşiydim.
-Varsıl yaşamların Everest ‘inde rest çekemediğim haz güzelinde öldürücü can kırıklarının öç okları arasında öylece bütün sevgimle kalmıştım.
İçindeki çocuk:
-Hüzünle, huzur ,gitmek, gelmek, buluşmak, beklemek, ayrılmak, affetmek, neden aynı harfin başında aşkı aşılar. Bakımı olmayan bir alfabenin aynı harfinde yüreği eşeleyen aynı harfler tesadüf mü?
-A…Ş…K… üç harfe kaç bin cümle, kaç bin sözcük sığdırmıştır biliyor musun?
Hayat içinde,içindeki çocukla yolculuklar yapan kendine gitmenin baş rolündeyim.
-Terkime maruz kalmış ve terk edilmişliğin terkibi olan ya da onsuzluğun tertibi olan yaralı bir aşkın münzevi ücralarını taşıyan içsel bohemistim.
-Fildişi kulelerimi taşıyan fillerin öğrenilmiş çaresizlik gibiyim.
-Hani fillerin yavruyken küçük bir kazığa bağlanıp öyle eğitilmesi gibi.Büyüp tonlarca ağırlığa rağmen kazığa bağlı kalır.Şimdi ben de öğrenilmiş çaresizlik gibiyim. Gidenin bir daha gelemeyeceğini bile bile beklemek de sevilmiş öğrenilmiştir yar.
-Bir sınırı var mı bu çaresizliğin.Neden çaresizliğin Çarı yapıp koca yalnızlık ülkesini bana bıraktın.
İçimdeki çocuğu üşüten kış kokulu cümleler kuruyorsun uzaklarımda.
Bırak,çocuk kalsın bende kalanların.Bırak büyümesin.Sevda hep çocuk gibidir. Sevdikçe çocuklaşır. Bir insan severken hep çocuktur. Sevdiği
için çocuk gibi tavırlar seyrederiz.
-Bırakılmış mazilerimiz var, mazilerimizi geleceğe taşıyan algılar var.
Bırak, kendi hayallerimizi ağartsın geceler.Yıldızların soyadlarını
Hiçbir şeye benzemiyordu, hiç kimsizliğim.Hep senden bir benzeyiş ilikledim iliklerime kadar seni yaşamaya. Artık seni unutmanın önsözünü yazıyorum.
-Evet, sen aşktın, aşka kafiyeli en büyük hamseydin. Hatırı olmayan, sanrısı öykülerde gizlenen bir anın dersiyim.
-Derdimi tersten okur esişler. Vahşi bir sensizliğe aslanlığımı büyütüyorum. Benim aslan şairim dediğin günlerin kopyasını yaşıyorum. İçtiğim, içli Kevserlerin berraklarındayım; ama yüreği karanlık gecelerimin heceleri suskun. Melodramlarıma gecelik giydiren can yakılışların uyurgezer gibi hep özlem odamda.
-Seni sayıklıyorum, sonsuz uyumsuzluklarda.
Bir ağıt, bir kabus, bir kayboluş yükseliyordu, içimdeki eskiz hatta esrik nemlere. Yağmurlarla,damlaların arasında uslanmadıklarım ıslanıyor
-Seni seviyorum ara bir cümle olarak ruhumun alt yazısında geçiyor.
…: hiç ile yok arasında hoşluğun varsıl
“ben” düşün içinde sen beni düşün
…: bir seçenek olmak isterdim aşk sorunda
hissedebilmek için seni
Alındım sere serpe gitmeler deryasına…
Her harfin hesabını bana ödedi gitmeler,oysa ben aşkın kavıyım,seni yakacak nice çöpüm vardı kutumda.Kalmalar oltama takıldı,sen ruhuma işlendi yeni sevda seferinde.
Yalnızlıklar öldürdüm, dirildim baharların gergefinde.Gri sızıların susuzluğunda
bir gömütlük umudum çağıldar çocukça bekleyişime.
Hem de oynamak istedim,istendik hülyaların gerçek şifasında seninle.Aramızı açan hangi hissin şuurunda benzine benzin döktü gidişler.Hani,kırmızıların vardı, arada süprizlerimi baştan çıkartan, yüreğimi aya inleten,gecemin kırılmalarını sularına çağıranve bütün hazlarıma bağıran kıpkızılların şimdi nerde?
Bir elim vakaydı,bir de senin eline su dökmez anların son karesiydi.Kararmış tartışmaların silgisini kullnamadık.
kimsenin her şeyi her şeyin bir kimsesiyim
rüyalarımı tarayan sensizliğin hiçlik kıyısındayım
dağıtıyorsun algılarımın dalgasını
köpüklerimin üstüne gelemem afişini asıyorsun
asılıyorsun vuslatımızın imkansızlık teline
ağıtlarımdan çalıyorsun beni
İç çocuğun prizması -1
içinde unuttuğun içimin iç kafiyesinde ağlar şair
bir sancı seciyelenir yazamadıklarımızda
sözsüz sanatlar anlatır meramlarımı
aslını kaybeden bir asrın mecnunluğuna oynar kaderim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!