Sen orda Dicle ben burada Fırat gel gayrı Basra’ ya
Hayrettin Taylan
Sensizliğin en acı güncelerinde ruhumun kaf dağında kar yağıyor
sen aysberg
ben çölleşirim
anlaşmalı sevgilim
geceme yastık yaptığım
yuregıme pay biçtiğim
tinsel sevgilim..
sen kal orda çiçek
sen ki müthişliğimin çiçeğiyken böcük böcük koptum senden
sevgimiz bu son atomlu gelgeçlerde uçarı şeytanlara şerh oldu
çıldırma iklimi beni benden ve senden kaçırdı karakışlara
bin şeytana yenik düşen aç gözlü bir arzu dervişiyim
değişmez aynı kalır diyen güvensiz bir kelebek değilim
Gidişlerin anayurdunda gidiyordun tüm aşkları sallarcasına salına salına
bakışların ruhuma cemreler düşürüyor
artık seni sevme baharı
durgun bir geleceğin en güzel güzeli
ışıklı bir aşk sunuyorken
sen gitmekallere çiçekleniyordun
fışkın kaçışların cilveli çiçekliğinde
en umulmazlarında ezilen çiçektin
mahkûm edilmiş pişmanlıkların son peşinatında acılar sundum sana taksit taksit
afaki konuşmalar ve ruha asri kokuşmaların salındayım
istanbul, sevdamı emziren kavuşma annesidir
tarihi dokusu hücrelerimde senli canlanışa nazırdır
sismik yalnızlığım boğaz’ında geçer can kırığı gemilerin
sen ile sensizliği taşır umudun y’elkeni
ululuk gümrenir,suçluluk direnir
esinlik gürler, eskimezler koklaşır içimde
serap günlüğü-
Çöl iyice sıkılmıştı ağaçsız,sevdasız, Leylasız günlerden. Her varlık dolar.Çölde dolmuştu.Onu en çok dolduran sonsuzluğu değildi. Mecnun’du. Yani amacı olanları bağrında taşıdıkça çöl doluydu.
-İşte ç’ölümde kalmış gizil istemler var.Varsıllığını tümleyen seraplar görüyorum.
-Denizleri denize anlattığım dersteydim. Okyanusun okundu usumda.
Meğer sen sulara beyazlık katan aşk gerçeğiymişsin.Mazimle tanıştın; ama o zamana hayata başka pozlar veriyordum. Saçlarım da suçlarımda siyahtı.
UNİCEF’in korunma altında tutmaktan vazgeçtiğim kalbim,şimdi Afrika’da yamyam güzellere bağışlanmak üzere bekletilmekte.
-Sinir bilimcileri bu seni bir türlü unutamayan kalbimi sinir hücrelerini imece usulu incelemekte. Hücrelerime kadar sinmiş bu sevda sınırı.Sızıların saz gibi çalınıyor sinirimde.Bu yüzden içimde bestelenmiş bir şiir gibisin.Bu yüzden hücrelerimde hicretin başlamıyor.
-Hüzünlerime genetik enformasyon gerek. Formasyon lazım yeniden sensizliğe eğitilmek için.
-Sen yalnızlığa okulsun. Sana ders vermek için özel formasyon gerek.
Aşk, insanı ikiden bir yapar; ama ayrılık insanı binlere, milyonlara, kezlere, tekrarlara ayırır.
Son/gülüme ithaffffffff....
sağır bir yokluğuna yortusunda yordamlarımı serdim
tükendim, yamacındaki gülücüklere
susmalarımdan anlatılmaz anlar şifrelendin derdime
Esintilerini aşırmış bir rüzgarın hortum olma halindeyim, unutursan zamanla diye, eskiz mir uğultuyla şimdi yolum sanadır canım.
Kayıp bir çerçiyim,senden ne varsa aşk köylerinde satıyorum.Daya yanağını yangınlarıma, herkes seni soruyor.Bu güzelin sevgisi kaç para eder ki? Çok mu zenginsin? Böyle bir güzelin kalbini nasıl çaldın?
-Böyle bir güzeli nasıl ağlatıp gidersin ki? Üstelik çeyizinde bu sefer gözyaşı lekeleri bırakarak.Ne satsam senli bir defo…Kimsesizliğimin kimlik sınırında sosyolojik bir pejmürde oluyorum.Ruhumun dehlizlerindeki iklimsel terapiyi kimse çözemiyor.
Hevesin göğsünden akınca unutkanlık şırası, isleri kalır hislerimin yanık ve tanık anlarında.Aşk badesi içer,aşk.Bir canan gülümser,gülücüklerinde zamlanır gelecek.Kavuşmak kendi damarını keser, türkü olur,ruh olur, tutku olur,en olacaklarda kalır.Bir canan ağlar, bu zekanın küpünde ben de varım,varlığım asrın yarasına merhem olabiliyorsa şükretmek gerek diye.
-Koşmayı yeni öğrenen bir tay olur acılar,sus sesin duyulmasın.Bağırma, bağrımın en yanık yankılarında.Can çekişen bir gül dikeni sarılır sensiz kokularıma.Bir gonca arar, senli bir el arar, bir yel arar beni sana anlatacak.Tomurcuğunu çağırır en açılmış gül anasının şehvetinden kokular sürer hazlarıma.
- Üşüyen sensizliğine kıpkızıl yapraklarını sarar, arar aramayı, sorar sormayı ,sonunda soru işareti olmayan çok sorulu,çok vurgulu bir cümle olarak kalır kalamatilerinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!