hiç öpülmemiş tutkuların sınırında değilsin
özlemlerin deniz olup aktı demek
sahilinde arzuların tacirleri gezerken
kırıntıların liman olup yeni yelkenler bekledi
yelkenlere kırıntılarımı yem atamadım ama!
Kaçkın hüzünlerin telinde abalarım çabalarıma şırınga oluyor. Yüklediğimiz konvenlerde ruhun ilaç oluyor yeni buluşmalara.Kaçıştan kaçırdığımız dermansızlık peri haline perdeler dikiyor.Bütün dünyamın pencerelerine sevginin perdelerini takıyorlar.Oysa ben iki perdelik bir oyunda koynunda yeni sol atışların aşk okçuluğunu oynuyordum.Beni senden vurdu aşk ve yalnızlık.
Sevda muhasebesinin mahsiplerinde aşk defterini sordum, ilaçsız bir hazın tüccarına aşk yanığı olarak sunulmuşsun.Bu uzak özlemlerin sayısız gelgitlerinde seni hep gelişin değişimi olarak bekledim.Almanca bilmeden, Almanya'da yaşamadan felsefi teminde demlenmek mümkün mü? Sahi Hangi sözün ,hangi filozofun sözlüğünde beni aşkına derin manalar yapar.
Kant, eleştirel felsefenin öncü ismi olduğu gibi, kendi felsefi çalışmalarını çoğu yerde aşkınsal idealizm olarak da görürdü.Kant'la kantı çökmüş bir çayın son deminde idealist bir aşık olmanın termometresini hangi sıcak gününe saklayacağımı yazamadık.
Reinhold, ayrıca insanların ve diğer hayvanların, kendinde şeyleri değil, nesnelerin ancak zihinlerinde oluşan görüntülerini bilebilecekleri yönündeki Kantçı iddiayı kanıtlamaya çalıştı. 'Temsil özne tarafından bilinçte anlaşılır, bu anlama özneden nesneye doğru gerçekleşir ve ikisini de ilgilendirir.'Oysa sen gizli öznem olarak hep kaldın uzak kalışlarda.Tensel ilincin, tinsel bilincin özneden nesneye kaçışında devrik yaralar sunma felsefik akışlım.
Hegel'in.Diyalektik yöntemden hareketle hegel bütün idealist ögleri sistematize etmiştir.Hegel'in kurduğu sisteme 'diyaletik mantık' denilir. Buna göre bir fikir(yani tez) , karşısındaki başka bir tezle(anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doğar ki buna sentez denilir.Söyler misin, senle beni çarpsak,aşk çarpılır mı aşka.Sen hangi gelişin tezi olarak, anti tezlerimde tazelenmiş bir aşk olarak kalacaksın.Oysa aşkta mantık yok diyor diyorlar.Bense bir mantığın artığında,artırılmış özlemlerimi tezlerine ilaç olarak sunuyorum.Gel öp beni benden iyileşsin özüm.
Marks, klasik Alman felsefesinin her iki yönden akımlarını alan ancak herbirisini dönüştürerek yeni bir felsefi düşünüşe dönüştürmüş olan Alman filozoflarından.Diyalektik Materyalizm olarak bilinen felsefe geleneğinin öncü ismi Marks'tır.Hegel'den diyalektiği ve Feuerbach'tan materyalizmi alan Marks, bunların kendince gördüğü sınırlılıklarını, mekanik ve idealist ya da metafizik yanlarını aşma ya da onları eleştirel olarak değerlendirme iddiasındadır.Marks bunca çeşni almış etkilenişlerde, sense derin bir kaçışın nazlarında eritiyorsun. Metafizik bir fünye gibi, asi ve asil sınırlarımda gözleri nemli aşka susamış bir bulut gibi ruhumun kurak tarlalarına damla damla süzülüyorsun.
üşümüş umutlarımın dağ yüreğinde gezen bir ceylandın
doruklarımda durumu uryan bir bekleyişin son haliydin
bir tek bende kalışın kalsın istedim
ağaran sevgilerimin son hevesinde
bir tek bakışın kalsın güneşle öpücüğün arasında
sana alışmaya bağlı ,bağıl bir arıydım
Yüreğinde sular coşkulanıyor.Tanımsız heyecanlar yaşıyordum.Hayatın ucuzluklarında kaybolmuştum.İlgisizlik çölünde bir güzel lale veya leyla gibi ailemden istediğim ilgiyi bulamuyordum.
-Rengarenk, çeşit çeşit, çiçeklerimin yeni yaşamlarda açmasını birilerin de görmesini isterdim. İçimdeki gülbahçesine benim için gözyaşlarını akıtan biri olsa diyordum. Ve biliyorum ki, sahte gözyaşları,suni özlemlerle bir yere kadar avubilirim.
Annem çalışıyordu.Babamın işi başından aşkındıAkşamları ikisi eve geldiğinde kavga filimlerinin yeni oyunları artıyordu.Dersler,sınavlar derken stresin yokuşunda yoruluyordum.Yorgun,içindeki sevinci kaybetmiş,içten yıkık birisiydim.Sınava hazırlanıyorum.Ama hayatıma hazırlanamayan okadar hazırlıksızlar var ki? Sınava temiz hazırlanmak gerek. Sınav temizlik ister, ruhen, kalben,beynen,alalenen, her şey de hazır ve istendik olmak gerekirdi. Motivasyonun oyuncağı olmuştum.
- Yaşadıklarımla, yaşayamadıklarım arasında labirentler uzayıp gidiyordu.
Sensizliğin üç boyutu var. Gelişin güneşe, gelemeyişin karanlığa, bende kalışın aşka bağlıydı.
-Bir derinlik istiyordu, damlaların.Her yazımda ıslanıyordu vicdanım. Grek ve gri bir haza ulanıyordu sesli harfinle başlayan aşk.
Yüreğimde tek ışıklık bir yıldız,gözlerine yakın aydınlık izindeyim.
-Ağlıyor ağlama.
Beni senden toparlıyor aşkın iklimi.
Kuraklığının manası başka soğuklara emanettir. Sözün emanetçisi
sevgi(li) sizliğimi gözyaşların öperse geçer
girdabın gri nemlerinde buhurlaşır yalınç sevilerim
İstanbul beni de kirletti tut elimden Anadolu kızı
Rengi solmuş bir gökkuşağının uşağı olan damlaların
Can ciğerime düştü
apoletlerini sülünlerin taktığı vatan bağrı değilim
tüm kinleri tinerle yıkanmış ulu sala binmiş değilim
vazgeçilmezliğin kıyılarında köpüklerim kalmış
sol yanımın aynalarından yansıyan nurlar var
nurundan şehirler kuran ulu bir neslin helaliyim
kanından bayraklar yoğuran ulu bir ruhun cemaliyim
tutulma günüm bugün
ay yok
güneş yok
ay sen de yoksun
Aysen de yok
terk yerde
tutku tapınağında dua ediyor mecalim
Aşkın yağışları altında damlalarını sayıyor celalim
Sana olan güçsüzlüğümü yıkıyor sular
Sensizliğe kirlemişliğimi temizliyor sular
Yanmayı yanılmalara öğreten yalnızlığın yan anlamıyım
Sen hep gerçek anlamda kaldın
Mecazlarına sanatlar ekledi gidişler
Yan yana gelmediğimiz her zaman terim oldu sensizliğe
bütün ateşlerin dilinde seni anlatım
küllere ders verdim kimsesiz kalışlar arasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!