varılışın çekirdeğinde aslını giydiriyor aşk “aslın”
kılcal hayallerin kerem’i gibi düşlerine b’anıyor aslım
“düş”müş belkiler
saklı yüreğinde kalır meğerler
kendimi bulmanın devinimlerinde uyanır devler
masal ile asal olanı kerteliyor gerçeğin aynası
çağlar beyazlatan ırmaklarında kulaçlıyorum yalnızlığı
sularında arındım,susmalarında sustum,alıştım kendime
günümü öpen evlalı yüzünden artırılmış bekleyişler yansır
gülücüklerinin forasına kuruluyor kavmin takvimi
beni senden bir bir koparıyor yunuslar
suskularımın bütün dalgaları arınıyor arlarımda
ruhun y’ayı söylüyor mecralarımın sensiz muzdariplerini
lir bir içseliğin tanımsız hecelerinde derleniyor çalınışım
düş kendi algının frekansında ç’alacak seni
serenadın akli fiillerinde çekimleneceğim sana
alevine gelecek vuslatın bir gün öncesi
bir gün sonrasında kalacak dünyan
sözlerimi bir savaş şafağında unuttum
pusluydu aklim
paslıydı kalbim
sen geçtin orda
savaş başladı
önce ben vuruldum
'şiir dostunun yürek aynası kızına doğum günün anısına'
Saat ile sevgi arasında bir dünyadır güzelliğinin aynası
Ellerin gül derlesin akan huzur ırmağının deminde
Lafların susamış özlemlere kitap olsun okusun seni güzellik
Filizlerin meyve dimağında aşk olgun-1
taze bir filizin dimağında aşk meyvelerini serdi uzak aynan
yarınların, yarimlerim ürkek ceylanı gibiydi öylece gelişin
sihirli bir akışın yakışında sihirbazlığa gerek yok
Sarılmadan gitseydin içimdeki haritanda bin bir hüzün kenti yok olurdu.
*Şimdi sorun şu: Neden hep sarıldı, hem gittinin sorusunda bin bir cevapsıza sızıyor yüreğim. O son sarılışın sınavını geçemedim.Hele sorunun ortasına düşen damlaların,hüzünlü bakışın, en çok da diyemediğin onlarca şeyin ortasında kaldım.
Şimdi soru şu sen şimdi gittin mi sahi.Buna gitmek denilir mi ki ben bin kez sana gelirken, ben milyon kez sana erirken söyler misin kadınsal ışığım.
-O nemli gözlerinle sarılıp gidiyorum aşkım, yüreğim,aslanım, bana bütün ilkleri yaşatan. İlk kez gidiyorum, ilk kezlerimde son kezlerimin mayınları düşeli.
-Ben bir yar yoluyum yüreğimde m’ayınlar, yolumda mayınlar.
Gelme diyemem, sevme diyemem, gitmeliyim damlalarımın emekçisiyim.Can kırıklarımın düşmanısın.Beni en güvendiğim dağlarda vurdun.Ürkek bir ceylan gibi seni severek bana yaşattığın, sevdamızla yeşillenen bin bir çiçekle açılan tutkunun kokusuyla, sevginin yelleriyle, özlemlerin kuşlarıyla, aşkın her tadıyla özel ve özerk bir yüreğe taşınmıştık.
Şefkatin şerefli şubelerinde başkandır yüreğim
Adını asitli yazmış şerefimin odalarına
Şerefsizlerin şifresindeki sen
gülüm de vadim
hadi gülün
Sende şefkat villaları benim,için yapıldığını
Geçen yıl,senin doğduğun şehirden geçtim,,senin gibi sessiz ve sakindi,
büyük ve sade bir şehirdi.Seni sevdiğim, seni ölümsüz kıldığım şehirdi.
-Milyonlarca insan vardı şehrinde benden başka kimseler yok gibiydi
Bütün güzeller sana benziyordu.
-Sana geldiğimi sanmıştım; meğer kendime gitmişim saklı kentim.
-Kime baksam sendin.Nereye yürüsem senin adımların. Bu ben miyim, sen mi bilemedim.
-Yüreğim alemler gibi başka alemlere betimlemeler uzatır. Göz bebeklerinde okunur senden arta kalanlar.
-Maddeden sıyrılıp manaya akışımı anlatır gözlerim.Sözlerimden sonra başlar metafiziğin kıyısı. Sonsuzluğum onsuzluğun soyut imgelerinde yansır.
-Beni arar ben.
Netliğimi ruhunda görürsün... Cananlığını canında görürsün...
Ben’den öte, özden öte, gözden öte,sen’den öte, ötelerden öte anlatılmaz ancak yaşanırlığın görülmüşlüğü akar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!