Ah, keşke kanatlarım olsaydı
Uçup da konsaydım yanı başına
Bir acı kahveni, tatlı sözünü
Yüreğime alıp dönseydim sonra…
Ah, bir adın vardı yalnız söyleyebildiğim
Karşımda Sultanahmet,
yanımda ay ışığı...
Yüreğim, ah o uçsuz bucaksız çilem...
Dinmiyor işte hüzün...
Ne yana dönsem hep aynı düş,
Sanma
Vazgeçeceğim sevmekten...
Her şey üzerime üzerime gelse de
Alt üst olsa da yeryüzü
Delinse de gök
Gelmesen de bana
Gözlerin
Gözlerime değdiğinde
Topla tüfekle dalıyordu aşk
Özgürlük alanıma
Seslendiğinde bana
Ah, yüreğime basıp da geçen yar…
Ah, kimsesizliği sensiz geçen ömrümün…
Sen gel dedin de,
ben varmadım mı yanına?
Sev dedin de,
sevmedim mi?
Yüreğim, ah o şımarık martım
Dalgalarla cilveleşmekten vazgeç artık
Bırak, denizin tuzu yaksın gövdeni
Yüreğim, İstanbul kadar güzelsin
Bir o kadar da karmakarışık
Ah sevgili sevgili
Ne kadar da hüzün biriktirmiş ki
İstanbul ardından
Bugün yağmurla sarmaş dolaş...
Ve aşka boyun eğdi
Onca savaştan sonra
Anne, ben öldüm
İçimden bir şeyler koptu, bitti
Öldüm
Baharlarımı çaldılar benden
Hayallerimi, düşlerimi çaldılar
Gideceğim yollar vardı oysa daha
Bana
Gün ışığı gerekse bir parça
Biraz huzur en koyusundan
Sana gelirim annem...
Bir fincan kahve tadında
Bir fal bakımlık sürede de olsa
Bitti artık, yok, biliyorum
Ne eski sevdalar, ne eski ahlar?
Ne gülümsemesi bahçemizdeki ak güvercinin
Ne yağan yağmurun bereketi var dualarımızda
Gitti artık, yok, biliyorum
Dünya koskoca bir hüzün tablosu artık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!