Saz çalınca hoplarım,
Sincap gibi zıplarım,
Ben de ihlas ne arar,
Her havayı koklarım.
Ne malım var ne mülküm,
Mevsim bahar kuşlar ışık,
Sordum çiçek kime aşık,
Yaprak baktı çok karmaşık,
Bilmem diye cevap verdi.
Öğlen oldu arılara,
Ruhunda asalet varsa insanın,
Vicdanı rahat bir uykuya dalar…
Merhamet aklın da yoksa insanın,
Her hali pişkince kötüye yorar…
Adalet hukukun salıncağında,
Sıla'da yaşamanın zevkini tadacakken,
Ana; gitti buradan mevsimler hazan oldu.
Sabahın seherinde bülbüllerin sesiyle,
Baba; göçtü dünyadan bir ömür yalan oldu.
Devlet gene gelmiş tepene çökmüş,
Siyaset seninle dans mı ediyor.
Yöneten zatların vicdanı ölmüş,
Onlar zulümlere iyidir diyor.
Makamını alıp yalan etmişler,
Siyasal İslam’ın hapını yutan,
Vatandaş doğruya şaşı bakıyor.
Elif bayı bize tersten okutan,
Cahiller yeniden aşı yapıyor.
Herkes günahına bir fetva bulmuş,
Rengin vişne gibi tadınsa kiraz,
Kırmızı yanaktan versene biraz.
Mevsim vurgun yemiş kimse anlamaz,
Diyerek atılan zar mı sanırsın.
Karadut kırmızı olacak elbet,
Beni yad ellere sürgün ettiler,
Hasret tarlasına ekip gittiler,
Yaban güllerine kazık diktiler,
Duanı tanrıya eyle dediler.
Tutmuşlar her yanı,kapan kapana,
Tarlada tırpanın hışırtısını,
Bilmeyen insana harman gerekmez.
Katran kokan kağnı gıcırtısını,
Duymayan insana meydan gerekmez.
Böylesi halleri sorsan öküzden,
Yokluğu bölüşürken,müslümandık,kardeştik,
Kötü günler yaşadık,kenetlenip dertleştik,
Haramzade paralar,kursaklardan girince,
Eşekle katır gibi,meydan,meydan tepiştik.
Serveti yiyen uçtu,uçanı gören puştu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!