Arzuhal yazdım güzeller şahına
Kendi köşesinde otursun demiş.
Nazar eyle dedim garip kuluna
Nefsine heves etmesin demiş.
Sakın yenilmesin devri zamana
Aslına çekermiş insanın özü!
Kendini bilmeyen kula ne deyim?
Dikenler bürümüş her bir yanını;
El ayak basmayan yola ne deyim?
Kusurlu bulmuşlar feleğin çarkını!
İşler sarpa sardı sen ne diyon
Ne haltlar yedin sen de biliyon
Doğrusu ne ise ben onu söylüyom
Bak kızanın da avradını...!
Meyve olmaz söğüt ile kavakta
AZİZE
Bir tebessüm ile gelip de oturdun baş köşeye!
Nedir senin benim ile derdin Azize?
Nasıl oluyorsa hep ben düştüm ters köşeye!
Zihnim de bir kılçık, bir de sen varsın Azize.
Hangi yöne baksam sen, hangi dağa çıksam sen...
Au-zar ile yolum düştü naçar köyüme!
Arar oldu gözlerim babam neredesin?
Bir ateş düştü can evime özüme!
Baba: Yurdun viran olmuş neredesin?
***Bozulmuş düzeni dönmüyor çarkın!
***Yabana akar, suyun bozulmuş arkın:
Yıllardır çıkmadı içimdeki sızısı,
Hep boynum büküktü bende kaldı acısı.
O da çekip gitti oysa bu neyin sancısı!
Yüreğim de yara kaldı baba ocağı.
Ben bilmezdim bu kadar zor olduğunu,
Başa bela oldu, bu gönül ağrım
Kor ateş üstünde yanıyor bağrım
Kabul olmadı dileğim çağrım
Ellerim dizime vuruyor artık
Sırtımda taşırken azap yükünü
Ayakların yere bassın be gülüm:
Sütten çıkmış ak kaşık değilsin!
Dumanlıdır çıkma dağ yücesine;
E nihayet bir kardelen değilsin!
O sevdalar kaf dağının ardında
Ha bu gün ha yarın derken, yıllar oldu!
Bir tanem sen bana ne zaman geleceksin?
Yetmedimi çekdiğim bunca çileve kahır?
Sen ben ölünce mi bana düneceksin?
Sayamadım ben sensiz geçen yılları!
Hor görme ne olur, sevdiğim beni;
Ben seni, ervah-ı ezelde sevdim.
Yalan mı diyorlar, sakın inanma;
Ben seni, her iki cihan da sevdim.
Yelken açtı gönül, engin deryaya!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!