Oğuz destanlarındaki yiğitlerin,
Uzundur uykuları,
Derindir…
Senin rüyâların,
Hepsinden ağır oğul,
Ne iştir?
Ne işiniz var küçük gölümde,
Okyanusun demir balinaları? ...
Koca bir çift,
Ciğer dolusu hava değil,
Katran karası,kustukları...
Haram lokma geçmedi ki,
Bir son…
Yeni başlangıçlara,
Yeni emeklere,
Yeni savaşlara gebe…
Çocuklar böyle de güzel,
Formasız…
Şanslıyım…
Bana bu karlı yamaçları,
Bağışlayanların sâyesinde…
Ben ceketimin cebine,
Helâlinden üç kuruş koyunca,
Kefere oluyorum da,
Sen kuşağının içine,
Takkenin altına,
Üç bin haram kuruş katınca,
Bir Kırgız anasının göz yaşlarıyla,
Çağlamıyorsa gözlerin;
Özbek çocuğunun sevinciyle,
Coşmuyorsa benliğin;
Yakut’u,Türkmen’i,Azerî’yi,
Tâ derinlerde duymuyorsa eğer,
Nice Ak-Han’lar doğdu,
Mavi ile yağızın,
Hummâlı sevdâsından…
Puralar bizim için şahlandı artık…
Erkimizi haykırdılar,
Gökyüzünün beşinci kapısından…
Yavru kaplan,
Pek gururluymuş,
Doğduğundan beri…
Anasının,babasının heybetine,
Avlanmalarına bakar da,
Kabartırmış tüylerini…
Bir zamanlar bir çiftçi yaşarmış kendi hâlinde,
Bu adam pehlivanmış aynı zamanda…
Havalar ısınınca diyar,diyar dolaşır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!