Soludun,bilinmeyen zamanın içinde,
Mavi uzayın,zümrüt yerin avucunda…
Beyaz,doru,ala kanatların üstünde,
Bir ana edâlı gökkubbenin altında…
Sonra kara toprak küstü yeşilliklere,
Bir leopar yaşarmış ormanda…
Çok can yakmış yaşamı boyu,
Karın tokluğu dâvasına…
Bir gün dolaşırken aylakça,
Bakmış çalıların üstünde serçe yuvası,
Yavrular bağrışmakta…
Tanıdım seni,
Sen,O’sun,
Aynı adamsın…
Onlarca yıl önce,
Kesik insan başları gezdirmiştin,
Sırıkların üstünde,
Ak kuzum…
Kar beyazım,
Yün yumağım,yavrum…
Gece güneşi yüzlüm,
Toprak saçlım,
Kadife çiçeği topuklum…
Sen şimdi,
Dünyayı su dolu,
Bir tuluk yerine koyarsın…
İyi hoş da,
Birden patlarsa
Allah muhafaza,
Aman…Konuşmayın çocuklarınızla…
Yüz göz olmayın fazla…
Zamanı geldi mi,
Erkekler sokağa,
Kızlar mutfağa…
Sonra kiminiz sopayı hazırlar,
Cebimdeki çiğdemi, kavurgayı,
Hep üleşirdim seninle…
Ceviz oynarken ütüldünmü,
Geri verirdim cevizlerini…
Hani emanettin ya bana,
Hıyanetlik yakışmaz diye…
Bir kitap yükselir tepeciklerin ardından,
Açılır sayfaları,
Işık huzmeleri çalar uykumun kapısını,
Göz kapaklarımı…
Sözcüklerle,cümlelerle,
Alabildiğine yuğarım yüzümü,
Kitap kuşunu bilirmisiniz çocuklar,
Bu kuş insanlara en yakın arkadaştır.
Albenili sayfalarıyla kanat çırpar,
Madem ki,
Bu diyarlardayız yine…
Madem ki,
Çamurlu sokaklara,
Briket binalara,
Baraka evleriyle,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!