Bencil mi bencil iki aslan,
Birbirlerini çekemezlermiş,
Düşman gibilermiş âdeta…
Durmadan yarışıp,didişirlermiş,
Her fırsat bulduklarında…
Sürekli birbirlerini köstekler,
Hep uçuşsun saçların özgürce,
Umutlar yapışsın tellerine,
Ve de çocuklar tutunsun,tel,tel…
Bir bayrakçasına dalgalansın,
Sürünsün,göğün mâvi yüzüne…
Hep konuşsun saçların özgürce,
Bahçenin birinde,
Çamurdan yapılmış,
Kurumayı bekleyen,çömlekler varmış…
Hemen yanındaki komşusu da,
Domates,biber fideleriyle,
Dolup dolup taşarmış…
İhtiyar balıkçının,
Emektar bir kayığı varmış kullandığı,
Yıllar boyunca…
Eski,küçük,
Ama şirin mi şirin,
O da mutluymuş işini görmekten,
Güneş,
Sarışın bir çengi,
Yakıp kavuran,dönüp,dönüp duran,
Yıldızların ortasında…
Ay,
Gümüş saçlı ihtiyar,
Tarih adında,
Kocaman,büyülü bir bahçede,
Gezip oyunlar oynuyorduk,
Çocuklarımla…
Birden büyük,
Altından bir kapı çıktı karşımıza…
Kâh Kaf Dağından,
Kâh Deliorman'dan tomurcuklanır,
Pıtrak,pıtrak,
Çakır pençeler...
İster,
'Koca Yusuf'de adına...
Deniz mavisiymiş,
Ya da çam ormanları rengindeymiş,
Sevgililerin gözleri…
Grup vakti gökyüzüymüş dudakları,
Balmış,şerbetmiş özleri…
Her ne hikmetse,insan mı,insanüstü mü,
İki tavşan,
Güzel,iri bir havuç bulmuşlar,
Ormanın bostana yakın bir kıyısında…
Fakat aç gözlüymüşler,
Yetinmemişler yarısıyla…
Hepsini yiyebilmek için,
Tut ki,
Yüzümü yıkamışım,
Çimenlerin üstündeki,
Çiğden kalma,
Su damlacıklarıyla…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!