Çevirip tozlu sayfaları,
Baktım;
Bin iki yüz sene önceki maziye,
Şaşırdım;
Endülüs, ne kadar da benziyor Gazze'ye!
"Oğluma..."
Yaşın geldi dinle beni evladım;
Çorumlu olmazsa bizim elden al.
Erdemli’yi gezelim adım adım,
Güzel seveceksen Güvere’den al.
Destanla örülü bir tarihi var.
Meydanında cirit, sahnesinde bar...
Işgını muz, demli çayı kehribar,
Kıtlama şekeri bal Erzurum’un…
Narman’dan, İspir’den, Karayazı’dan
Çok uzaklardan görünürdü zirvesi,
Üzerinde dev anteni olan Ejder tepesi…
Duman çökmezdi Palandöken Dağına,
Berraktı, duruydu, yüksekti.
İç kalenin köşesinden yükselen
Ne günler yaşadık, beş yıldır senle;
Ne yollar eskittik, ne çile çektik;
Sevinçler, hüzünler, karlar, yağmurlar,
Dert ortağımdın, atımdın benim...
Cemalin nar çiçeği, kırmızı,
Çorum’da emlakçıya vererek peşin para;
Bahabey Caddesinde, yüz kırk iki numara;
Bu üç katlı müstakil, olmuştur senin evin;
Haydi durma göbek at, sevin Halil'im sevin!
Öğretmenim, ellerinden öperim;
Bizlere ahlakı, irfanı öğret.
Sensin anam babam, sensin rehberim,
Sevginin kaynağı Rahman’ı öğret.
Sen güldükçe Güneş güler, Ay güler,
Yüreğimde sevda, ardımda dağsın
Ruhumda emeğin var Koca Adam!
Serin sulu yayla, meyveli bağsın,
Sevgini anlatmak zor Koca Adam!
Minik adımlarla elimden tuttun,
Umutlar karlı dağ, hayaller deniz,
Bir türlü murada eremiyorum.
Kalmadı yüzümde tebessümden iz,
Her dam ağlıyorum, gülemiyorum!
Gencecik yaşımda ağardı saçım.
Anlamadım, neden, niye,
Elimdeydi her saniye,
Bir saat yazmadım diye,
Kalem benden hesap sordu.
Yandım, halden hale düştüm,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!